Prof. Dr. Osman ÇAKMAK
  09-01-2019 23:01:00

BİLİME DAYALI YERLİ ÜRETİMDE YÖK ENGELİ BEKLENEN/GECİKEN ÜNİVERSİTE REFORMU

12 Eylül Darbe Anayasası ile getirilen YÖK mekanizması ÖZerk ve özgür üniveresitenin önünde engel olarak duruyor.  Üstelik ülkemiz bilimini  Batının/dışarının taşeronu haline getiriyor. Üniversiteleri tek tipleştiriyor. 

Peki beklenen üniversite reformu niçin gecikiyor?

 Bu yazımda YÖK ile kurulan “sömürü düzenin” nasıl çalıştığını deşifre edeceğim.

Sonra da üreten ve ülkemize/insanımıza hizmet eden üniversiteyi anlatacağım.

İşleyen YÖK düzeni   her şeyin cevaplarının  öğretildiği eğitim ve sınav yapısı ile inovatif ve yenilikçi yapının, mucit düşüncelerin önünde en büyük engel olarak duruyor.

YÖK sistemi sınavlara ve diploma vermeye odaklanan  bir üniversite yapısı ortaya çıkardı.  Vakıf üniversiteleri ile yapının bozucu etkisi tavan yaptı.   

Bu YÖK düzeni ile gelişmenin öncüsü ve kalkınmanın motoru bir üniversite beklentisi hayal olmaktadır.

Acentecilik alabildiğine kolaylaştırıldığını, yerli ürün geliştirmenin önünde bin bir engeli gördüğünüzde bir çok yönden hür olamadığınızı, dışarıya sizi bağlayan görünmeyen bağlar bulunduğunu anlıyorsunuz. 

Önemli olan  hürriyetinizi kısıtlayan bu bağları görebilmek...

 Yerli ve milli olamadığınızda taklit ve kopya "karikatür taklit"leri her tarafı kaplıyor!  Her alanda dışarıya "bağlandığınızı" anlıyorsunuz. 

ÜNİVERSİTELERİMİZİ   TAŞERON HALİNE GETİREN MEKANİZMA

Her aklı başında ülke, üniversitelerde hocaların kariyerlerini, terfi etmelerini halka ve öğrenciye yapılan bilimsel fayda ve katma değere bağlar.   

Bizde   bu mekanizma tersine işliyor..

Oyuncunun hareketini oyunun  kuralları belirliyor çünkü.

YÖK ile kurulan oyunun kuralları şöyle işliyor:  

 Danışmanlık gibi, bir ürün geliştirme gibi, bir toplumsal projede çalışma  gibi hizmetler neredeyse  üniversitelerde yasak. Daha doğrusu akademik terfilerde bir değer ifade etmiyor.

Yabancı dilde bilimsel yayınlar her kademede her yerde birinci şart haline getirilmiş.  Akademik yükseltmelerde en önemli, hatta yegâne kriter bu.

İkinci olarak da “ders ücretli eğitim sistemi ile eğitim bir ranta dönüştürülmüş. Çok ders verince çok para kazanıyorsun. Topluma ve öğrenciye hizmetlerde yarış yerine  çok ders vermeye ayarlı negatif bir rekabet oluşuyor..

Bu yapı hocaları derslikliklerin duvarları arasına sıkıştırıyor. Eğitimi uygulamadan koparıyor.

O yüzden de hocalar, topluma ne veririm, sanayiye ne kazandırırımın derdinde değil. Harıl harıl İngilizce bilimsel yayın yapmanın dışında başka bir şeyle uğraşmaya vakit bulamıyor. 

Örneğin buluş yapma, buluşu patente dönüştürme,  ürün geliştirme, danışmanlık yapma, Türkçe kitap ve makale yazmanın bir değeri  yok yada çok düşük..  

 Bir kere daha tekrar edelim. Üniversitelerde her kademede ve aşamada “yabancı dille” yayın zorunluluğu ülkenin en stratejik değerli birikimi olan bilimsel araştırma sonuçlarının “bilimsel yayın” adı altında dışarıya transferi sonucunu doğuruyor. 

Onları patente ve faydalı ürüne dönüştürenler biz değil; Batılılar oluyor.

Bu mekanizma12 Eylül darbe anayasası ile yerleşmiş ve kırk yıla yakındır da bütün ağırlığı ile işliyor.

Peki neden kimse bunu sorgulamıyor?

YÖK ve Milli Eğitim alanında süregiden “uyutma politikalarının” sonucu… Her şeyin cevabının öğretildiği bu eğitim sisteminde kimse zaten soru sormaya ihtiyaç duymuyor ki…  

Akademik unvanların veriliş kriterleri tamamen vizyon ve misyonsuzluğu ve birimlerdeki başına buyrukluğu teşvik edici mahiyette. 

Akademik terfilerde hali hazırdaki münferit yayınların esas alınması, öğretim üyelerinin birimlerinden ve çevresinden kopukluğunun temel kaynağı oluyor zaten.

Yine tekrar edelim; İngilizce bilimsel yayın yolu ile dışarıya taşıdığımız şey, ülkenin en değerli varlığıdır. Patente, faydalı ürüne, inovatif ürünlere dönüştürülecek bilgiler, bilimsel yayın yolu ile dışarıya transfer edilmiş oluyor. Onları değerlendiren, yani patent ve faydalı ürüne dönüştürenler ise biz değil, Batılılar oluyor.

Ürettiğimiz patent sayısı ortada. Hâlbuki gelişmişliğin en önemli bir kriteri patent sayısıdır. Bilimsel makale sayısı değil! 

 Sorumlu, gerek akademik yükseltmelerde olsun, gerekse diğer değerlendirmelerde olsun, bilimsel yayın sayısını tek kriter haline getiren ve işleten mekanizma, yani mevcut YÖK sistemidir.    

Bu uygulamanın yıllardır değiştirilememesi düşündürücü değil mi?

Devletin, üniversitelerimize AR-GE amaçlı verdiği finans desteği (BAP ve TÜBİTAK proje destekleri vb.) çoğunlukla bilimsel yayın yapmakta kullanılıyor.

Söylediğimiz gibi bu yayınlardan faydalananlar, onu patente ve ürüne dönüştürenler Batılılar oluyor.

Bu  gidişatın durdurulması lazım.

BİLİME DAYALI KALKINMA

Örneğin Japonya’da, Almanya’da lisans öğrencisi bile araştırma ve proje konularını halkın sınai/kültürel/mali gerçek problemlerinden alıyor.

Biz neden kolaycılığa kaçıyoruz? Neden karşılığı olmayan tez ve projelerle uğraşıyoruz?

Ülkeler, bilimsel varlığı dışarıya transfer edilmesin diye kontrol sistemleri koyuyor.

Bakın, gerek Batı üniversite modellerini olsun gerekse  Japonya ve Kore’nin üniversite sistemleri olsun. Gördüğümüz şudur:  Hocaların performansı bilimsel yayınla değil, toplum sorunlarına bulduğu çözümler, uyguladığı eğitimin kalitesi ve yetiştirdiği öğrencilerle ölçülür.

Oysa biz çok iyi biliyormuşuz gibi, “yurt dışı” yayını, yayın kriterinde yurt içi yayından çok daha yüksek puanla ödüllendiriyoruz. Bu kendimizi inkâr gibi bir ucubedir.

Hepimiz biliriz ki, yurtdışına yayına yolladığımız makalelerden teknolojik verime dönüştürülebilecek evsafta olanlar editörlerce oyalanırken, ilgili patentleri o ülkelerdeki araştırmacılar tarafından alınır.

Aklı başında ülkeler tüm hatları ile bilimsel çalışmaları gerçek sorunlara odaklı (sınai, ekonomik, kültürel) yürütürler. Değil yüksek lisans ve doktora, lisans tezleri bile sektörün gerçek problemlerinden alınır.

Japonlar, Çinliler patentleri çoğunlukla kendi dilleri dışında bir dille yayınlamıyorlar ve patent yayım dili PDF değil JPEG olarak seçiliyor. 

Bu ülkelerde toplumsal karşılığı olmayan projeye devlet para vermiyor.

Düşünün ki siz on binlerce bilim adamı yetiştirmiş olun ve onlar size değil de yabancıya hizmet etsin. Türk firmalarına değil de Avrupa ve Amerika firmalarına çalışsın.

Olacak iş mi bu?

Bu  düzeninin kaldırıldığını  düşünün! Ülkenin makus talihi değişmeye başlayacak.  On binlerce ülkemiz bilim adamları  her biri bir köşede  memleket dertleri ile dertlenecek ve çözüm üretecek..

 Tüm tez ve projeler firmaların ve şirketlerin, devletin/ülkenin sorunları ile ilgili hale gelecek.  Her sahaya buluş ve yenilikler yağmaya başladığını göreceksiniz.  Dünya markalarımız  boy boy kendini gösteriyor… Katma değerli ürünlerle ekonomi kırılgan yapıdan dışa bağımlılıktan kurtuluyor.

Bunlar hayal değil…

O takdirde Ülkeye her alanda  bilimin iktidarı ve öncülüğünün geldiğini el yordamı ve göz kararı ile iş yapma devrinin, rant devrinin bittiğini; her alanda alanda kalite ve liyakat esas olduğunu göreceksiniz.

Çünkü bilimsel ve teknolojik bulguları ekonomik ve toplumsal faydaya dönüştürme yeteneği ancak üniversitenin öncülüğü ile gelebilir. Bilimle kalkınma devrinin önü ancak bu  şekilde açılabilir. 

Sonuç olarak ülkenin gelişmesinin önündeki en büyük engelin mevcut YÖK düzeni olduğunun bir kere daha altını çizelim.  

YÖK, memleketin hayrına çalışan bir mekanizmaya dönüştürüleceği günü hasretle bekliyor.  

Bu konuyla alakalı başka bir yanlış uygulama ise yurt dışına doktora ve master için öğrenci göndermede yaşanıyor. Bu göndermede bir başıboşluk ve amaçsızlık var.

Konuya “yurt dışına niçin eleman gönderilir?” sorusuna cevap vererek başlayalım.

Kritik ve belli alanlarda, bizde olmayan yüksek ve ileri teknolojilerin ülkemize transfer edilmesi için değil mi?

Böyle bir amaç ve strateji olmadığı için yurda dönüş yapanlar en iyi bildikleri konularda araştırmalarına devam ederler.

Bunun anlamı şudur: Yayın yaparak yine yurt dışındaki yabancının zincirine yeni halkalar eklemeye devam edilir.

O kişiyi yurtdışına yollayan ülkemize ve fedakâr milletimize herhangi bir faydası olmaz. Üstelik ülkemizdeki stratejik bilgilerin dışarıya transferi devam eder.

MEMLEKETİN HAYRINA ÇALIŞAN  BİR YÖK SİSTEMİ HAYAL DEĞİL!

Bir kere bilimsel yayınların öncelikle Türkçe olması sağlanmalıdır. Devlet proje desteğini AR-GE çalışmalarından ekonomi, kültür, sınai alanlarında ve sorunlara çözüm üretecek reel karşılığı olanlara tahsis etmelidir. Akademisyen yayın yapsın, akademik terfi alsın diye değil. Ürün geliştirme gibi somut bir çıktısı görünmeyen bilimsel projelere destek sunulmamalıdır. Yayın yapmak, bir bilimsel çalışmanın amacı olmaktan çıkarılmalıdır.

YÖK ve üniversiteler kanununu hazırlayacağız. Hazırlarken de en önemli değişiklik unvan verilmesi sırasında uygulanan yeni kriterlere getirilecek: Doçentlik ve profesörlük gibi unvanlar verilirken   öğretim üyesinin bölümüne, kurumuna, yöresine ve tüm ülkeye verdiği hizmet, yetiştirdiği insanlar, kurduğu/oluşturduğu alt yapı ve bilim ekolü gibi gerçek bilimsel kriterler esas haline getirilmelidir.

Yüksek Öğretim Kanununda öyle değişiklikler yapmalıyız ki, her yıl üniversitede hocaların halka ve    öğrenciye ne verdiği sorgulanabilsin.

Bilimsel yayın yapmak, “amaç” olmaktan çıkarılmalıdır. Üniversite hocalarının asli görevi, öğrenci yetiştirmek ve bilimi öncelikle kendi toplumu ile paylaşımın esası haline getirmektir.

Özetleyecek olursak, Rahmetli Oktay Sinanoğlu’nun belirttiği gibi  derin güçlerin yada Amerika’nın üniversitelerin başına bela ettiği açıkca belli olan   YÖK sistemi  var. Bu sistem  akademisyenlerin ülkenin gerçek ve stratejik ihtiyaçlarına yönelik bilimsel çalışma ve araştırmalara karşı elini kolunu bağlamaktadır. Örneğin firmalara, piyasaya danışmanlık gibi görevler yaptığınız takdirde başınız belaya girebilir.  

Bu yüzden de kimse oturup sanayiye, kültüre ekonomiye, iş dünyasına faydalı; halkımızın derdine deva projelerde görev almak istememektedir.  

İfade ettiğimiz gibi,  bilimsel çalışma olarak,   yabancı dergilerde yayınlanmış makaleler önem ve öncelik arz etmesi ile  bir bakıma bu şekilde ülkenin stratejik bilgilerinin yurt dışına taşınması sağlanmaktadır.  

Bu yüzden de üniversitelerde yüzlerce binlerce tezler araştırmalar yapılıyor ama bunlar genelde sinai, ekonomik ve kültürel hayatımız ve geleceğimizle alakalı değil.

Düşünün ki bu  kadar üniversite ve on binlerce öğretim elemanı taşıyorsunuz ve onlardan istifade etmeyi bilmiyorsunuz.

Sonuç olarak, üniversite  ve bilime bakış açımızı değiştirecek yeni hareketlere ihtiyacımız var.   Kalkınmanın temelinde üretime dayalı eğitim ve buluş, yenilik, inovasyon bulunduğunu artık görmeliyiz.

 Artık TV kanallarımız bir mankenin hayatını önemsediği kadar bilimi ve araştırmayı önemser hale gelecek.  Medyamızı   bilim ve eğitim meselelerinin uzağında kalmamalı.

Yine bu yeni bakışla günümüz dünyasının  artık ikiye ayrılmış olduğunu  görmeliyiz.  Birincisi, icat ve yenilik yoluyla üretenler. Bunlar aynı zamanda bu şuura varamamış toplumların kaderlerine hükmetmekte ve onların sırtından geçinmektedir. İkincisi buluşların estirdiği rüzgârlara kapılıp oradan oraya sürüklenen, tüketen ve kopyalayan ülkeler.

Ülkemiz en başta da YÖK sistemi vasıtası ile   ikinci sınıfta kalan bilimi  kopyalayan ve sırtından geçinilen ülke konumunda bırakılmaktadır. Düşürüldüğü bu çukurdan çıkması için yapması gerekenler belli.  

Bunun da yolu en başta dikkatlerin  yanlış işleyen mevcut üniversite ve eğitim düzenine çevrilmesi gerekiyor.

DOĞRU ÇALIŞAN BİR  ÜNİVERSİTE İÇİN DOĞRU BİR  REFORM !

Üniversite reformu acil öncelik.. Şimdi   reforma esas olacak asıl dönüşümleri madde madde sıralayalım.

İşte  o esaslar:

1.   Her bir üniversiteye konumlarına ve güçlü olduğu alanlara göre ülkenin yeni genel hedeflerine bağlı araştırma konu ve görevleri verilmeli.  Ayrıca zihnî emek ve fazla fizikî yatırım gerektirmeyen dallarda da araştırma takımları kurulmalıdır. Örneğin tarımın, hayvancılığın canlandırılacağı yörelerdeki üniversitelerde moleküler biyoloji ile tohumculuğa, hayvan nesillerinin geliştirilmesine yönelik araştırmalara ağırlık verilmelidir.

2.  Gerçek öğrenme, yaparak öğrenmedir. İnsan eksikliklerini yaparak ve araştırarak öğrenir. Bunun için dünyada artık AR-GE personeli olarak doktoralı elemanlar istihdamı yaygınlaşmıştır.   Ülkemizde AR-GE yaygın ve kazandırıcı hale gelirse fen ve teknik dallardan mezun olanlar iş bulmaya başlayacaklardır. Yeni sanayi dallarında üretim yapacak bölgelerde fizik, kimya, bilgisayar (yazılım ve donanım), mühendislik araştırma ve geliştirme merkezleri kurulmalıdır. Böylece, bu araştırma merkezlerinde yüzlerce doktoralı, masterli genç için toplu iş sahaları açılacaktır.

3.  Gelişmesini tamamlamış üniversitelerde tercüme merkezleri oluşturularak yabancı kaynaklar hızla Türkçeleştirilmeli, insanımıza yaygın bir şekilde kendi dilinde en yeni kaynaklara ulaşma imkânı sunulmalıdır. Teknoloji değişimi ve gelişimi büyük sürat kazandığından bilim ve teknoloji üretecek kurumlarımızın bu hıza yetişmesi için merkezi konumdaki üniversitelere bilgisayar ortamları, bilim ve teknoloji alanında kütüphaneleri kurulmalı. Dış ülkeler ile dinamik bağlar oluşturulmalı ve bu bağlar sürekli güçlendirilmelidir. Bir yandan da dışarıdaki beyin göçünü tersine çevirmenin yolları araştırılmalı, oradakileri ülkeye çekecek formüller geliştirilmelidir. Bir kısmından, kadrosu orada kalmak üzere kısmi statüde yararlanma yoluna gidilmelidir.

4.  Burs ve destek imkânlarının artırılması ve çeşitlendirilmesi halinde sadece yüksek lisans ve doktora değil, doktora sonrası çalışmalar da yaygınlaşacaktır. Araştırma merkezlerinin özel ve kamu iktisadi kuruluşlarıyla sıkı teması ve iş birliği geliştirilmelidir. Bu merkezlere alınacaklar şimdi olduğu gibi yeteneği belirleyemeyen ALES ve KPSS gibi test sınav sonuçlarına göre değil, bilim ve teknik alanlarda düşünebilme ve üretebilme yeteneklerine göre işe alınmalıdır.

5.  Akademisyenler hali hazırda “dosya yayını” yapmak gibi topluma faydasız çalışmalardan kurtarılıp onların, ülkenin sosyal, kültürel ve fikrî alanda güçleneceği öncelikli konularda araştırma yapmalarını sağlayacak tedbirler alınmalıdır.

  • Bu yazı 1050 defa okunmuştur.
  FACEBOOK YORUM
Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

PUAN DURUMU
Takım O G M B A Y P AV
1 Galatasaray 34 20 5 9 72 36 69 +36
2 Medipol Başakşehir 34 19 5 10 49 22 67 +27
3 Beşiktaş 34 19 7 8 72 46 65 +26
4 Trabzonspor 34 18 7 9 64 46 63 +18
5 Yeni Malatyaspor 34 13 13 8 47 46 47 +1
6 Fenerbahçe 34 11 10 13 44 44 46 0
7 Antalyaspor 34 13 15 6 39 55 45 -16
8 Atiker Konyaspor 34 9 8 17 40 38 44 +2
9 Alanyaspor 34 12 14 8 37 43 44 -6
10 Kayserispor 34 10 13 11 35 50 41 -15
11 Çaykur Rizespor 34 9 11 14 48 50 41 -2
12 Sivasspor 34 10 13 11 49 54 41 -5
13 MKE Ankaragücü 34 11 16 7 38 53 40 -15
14 Kasımpaşa 34 11 17 6 53 62 39 -9
15 Göztepe 34 11 18 5 37 42 38 -5
16 Bursaspor 34 7 11 16 28 37 37 -9
17 BB Erzurumspor 34 8 15 11 36 43 35 -7
18 Akhisarspor 34 6 19 9 33 54 27 -21
Takım O G M B A Y P AV
1 Hatayspor 17 10 2 5 30 10 35
2 Gençlerbirliği 17 11 4 2 26 13 35
3 Denizlispor 17 9 2 6 33 12 33
4 Adana Demirspor 17 9 3 5 32 15 32
5 Altınordu 17 9 4 4 30 15 31
6 Ümraniyespor 17 9 5 3 25 17 30
7 Gazişehir Gaziantep FK 17 8 5 4 26 15 28
8 Boluspor 17 8 5 4 25 18 28
9 İstanbulspor 17 8 5 4 27 28 28
10 Balıkesirspor Baltok 17 8 6 3 26 23 27
11 Eskişehirspor 17 7 4 6 23 22 27
12 Altay 17 7 5 5 24 15 26
13 Osmanlıspor FK 17 8 7 2 22 19 26
14 Giresunspor 17 6 8 3 19 22 21
15 Adanaspor 17 3 8 6 21 25 15
16 Afjet Afyonspor 17 3 8 6 19 30 15
17 Elazığspor 17 3 10 4 19 28 13
18 Kardemir Karabükspor 17 0 14 3 7 43 3
Takım O G M B A Y P AV
1 Manisa BBSK 17 13 2 2 45 13 41
2 Fatih Karagümrük 17 13 2 2 35 15 41
3 Menemen Belediyespor 17 10 2 5 34 19 35
4 Tuzlaspor 17 10 4 3 36 14 33
5 Sivas Belediyespor 17 9 3 5 36 21 32
6 Etimesgut Belediyespor 17 8 3 6 24 13 30
7 Bandırmaspor 17 9 5 3 28 20 30
8 Tarsus İdman Yurdu 17 8 5 4 35 26 28
9 Pendikspor 17 7 3 7 30 22 28
10 Şanlıurfaspor 17 7 4 6 23 15 27
11 Kırklarelispor 17 7 4 6 22 17 27
12 Zonguldak Kömürspor 17 7 5 5 19 16 26
13 Kahramanmaraşspor 17 7 6 4 21 21 25
14 Konya Anadolu Selçukspor 17 5 5 7 28 32 22
15 Bak Spor 17 4 5 8 16 28 20
16 Fethiyespor 17 4 6 7 14 18 19
17 Tokatspor 17 5 9 3 15 20 18
18 Darıca Gençlerbirliği 17 3 11 3 13 36 12
Takım O G M B A Y P AV
1 Nazilli Belediyespor 16 10 0 6 35 14 36
2 Tire 1922 16 9 0 7 29 10 34
3 Hekimoğlu Trabzon 16 9 2 5 23 9 32
4 Nevşehir Belediyespor 16 7 2 7 30 16 28
5 Ergene Velimeşe 16 8 5 3 22 15 27
6 Karaköprü Belediyespor 16 8 5 3 25 19 27
7 Silivrispor 16 7 4 5 18 10 26
8 Artvin Hopaspor 16 6 3 7 17 13 25
9 Erzin Belediyespor 16 6 4 6 31 18 24
10 Erbaaspor 16 6 4 6 20 13 24
11 Şile Yıldızspor 16 7 7 2 32 24 23
12 Gebzespor 16 6 5 5 18 14 23
13 Yomraspor 16 5 4 7 20 17 22
14 Batman Petrolspor 16 6 6 4 15 17 22
15 Kozan Belediyespor 16 5 4 7 17 18 22
16 Büyükçekmece Tepecikspor 16 6 7 3 19 20 21
17 Körfez Spor Kulübü 16 1 12 3 9 37 6
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 26/05/2019 Fenerbahçe 3 - 1 Antalyaspor
 26/05/2019 Göztepe 2 - 1 MKE Ankaragücü
 26/05/2019 Yeni Malatyaspor 1 - 2 Bursaspor
 26/05/2019 Kayserispor 0 - 2 BB Erzurumspor
 25/05/2019 Konyaspor 0 - 0 Akhisarspor
 24/05/2019 Sivasspor 4 - 3 Galatasaray
 24/05/2019 Çaykur Rizespor 2 - 3 Trabzonspor
 24/05/2019 Beşiktaş 3 - 2 Kasımpaşa
 24/05/2019 Medipol Başakşehir 1 - 1 Alanyaspor
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 18/05/2019 İstanbulspor 2 - 5 Yukatel Denizlispor
 18/05/2019 Gençlerbirliği 1 - 2 Adana Demirspor
 18/05/2019 Giresunspor 3 - 1 Altınordu
 18/05/2019 Kardemir Karabükspor 1 - 6 Gazişehir Gaziantep FK
 18/05/2019 Adanaspor 1 - 4 Osmanlıspor FK
 17/05/2019 Altay 4 - 0 Elazığspor
 17/05/2019 Boluspor 3 - 2 Eskişehirspor
 17/05/2019 Balıkesirspor 0 - 3 Hatayspor
 17/05/2019 Afjet Afyonspor 2 - 2 Ümraniyespor
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 04/05/2019 Anadolu Selçukspor 4 - 3 Menemen Belediyespor
 04/05/2019 Bandırmaspor 2 - 1 Fethiyespor
 04/05/2019 Bak Spor 0 - 0 Kırklarelispor
 04/05/2019 Tarsus İdman Yurdu 3 - 1 Darıca Gençlerbirliği
 04/05/2019 Etimesgut Belediyespor 4 - 0 Zonguldak Kömürspor
 04/05/2019 Manisa BBSK 2 - 0 Sivas Belediyespor
 04/05/2019 Pendikspor 6 - 3 Kahramanmaraşspor
 04/05/2019 Şanlıurfaspor 1 - 1 Tuzlaspor
 Hük. Fatih Karagümrük 3 - 0 Tokatspor
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 04/05/2019 Körfez Spor Kulübü 1 - 4 Nazilli Belediyespor
 04/05/2019 Büyükçekmece Tepecikspor 2 - 1 Kozan Belediyespor
 04/05/2019 Batman Petrolspor 1 - 2 Nevşehir Belediyespor
 04/05/2019 Yomraspor 1 - 3 Tire 1922
 04/05/2019 Erbaaspor 1 - 0 Gebzespor
 04/05/2019 Erzin Belediyespor 2 - 3 Artvin Hopaspor
 04/05/2019 Hekimoğlu Trabzon 1 - 2 Karaköprü Belediyespor
 04/05/2019 Şile Yıldızspor 0 - 3 Silivrispor
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ
Tüm Anketler
Web sitemize nasıl ulaştınız?
ŞANS OYUNLARI
BİZİ TAKİP EDİN
YUKARI