08-01-2019 14:00:00

Cumhurbaşkanımız Erdoğan, TBMM Grup Toplantısı'na katıldı

Genel Başkanımız ve Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Grup Toplantısı'na katılarak konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanımız Erdoğan, TBMM Grup Toplantısı'na katıldı

Erdoğan, 31 Mart mahalli seçimleri öncesinde TBMM'yi yine yoğun bir gündem beklediğini söyledi.

Millete taahhüt ettikleri kanunların çıkarılması konusunda gerek komisyonlarda gerek Genel Kurulda milletvekillerine çok önemli görevler düştüğünü belirten Erdoğan, her kurum gibi Meclisin itibarının da yaptığı işlere ve bu işlerin kalitesine bağlı olduğunu ifade etti.

Milletin beklentilerine cevap verecek bir Meclisin gerçek anlamda milli iradenin temsilcisi unvanını hak edebileceğini vurgulayan Erdoğan, "Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da birileri Meclisi çalıştırmamak, milli iradenin tecellisini engellemek için tüm güçleriyle çalışacaktır. Sizlere düşen, hem bu kifayetsizlere hak ettikleri cevapları vermek, onlara meydanın boş olmadığını göstermek hem de yasama sürecinin kesintisiz çalışmasını sağlamaktır." diye konuştu.

Her yerde olduğu gibi Mecliste de safların netleştiğini ifade eden Erdoğan, "Bir yanda AK Parti ve onunla ülkenin, milletin, devletin bekası konusunda birlikte yol yürüyen MHP ile yerli, milli duruş sahibi kesimler vardır. Diğer yanda ise ana muhalefet partisi ve artık onunla aynı yolda yürüdüğü gün gibi aşikar hale gelen bölücü örgütün güdümündeki partiyle benzeri yapılar vardır. Milletimiz bu net fotoğraflar arasında bir tercih yapacaktır." değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'de yerli, milli siyasetin karşılığının yüzde 100 olduğuna inandıklarını, aldıkları oy ile bu oran arasındaki farkın kendilerini, davalarını, hizmetlerini, hedeflerini, vizyonlarını anlatamadıkları kesimlerden oluştuğunu söyledi.

Erdoğan, "Oy alamadığımız seçmenleri, gönüllerine giremediğimiz, belki de bunun için henüz kendilerine ulaşamadığımız vatandaşlarımız olarak görüyoruz. Bunun için 31 Mart seçimleri sürecinde geçmişte kimin hangi partiye oy verdiğine bakmaksızın milletimizin her bir ferdine ulaşıp kendimizi ifade etmeliyiz. İşte bunun için hizmet siyaseti, gönül belediyeciliği diyoruz." dedi.

Şu ana kadar açıklamadıkları sadece 6 il veya büyükşehir adayı kaldığını dile getiren Erdoğan, ilçeleriyle birlikte Ankara, İstanbul ve İzmir adaylarını kendisinin, Denizli'yi Genel Başkan Vekili Numan Kurtulmuş'un, Sivas'ı da Genel Başkan Yardımcısı Mahir Ünal'ın kamuoyuna tanıttığını hatırlattı.

Büyükşehirlerin bir kısmını bizzat açıklayacağını ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bu hafta sonu, Cuma'dan itibaren Trabzon, Kocaeli ve Sakarya'ya giderek milletimizin huzuruna adaylarımızı çıkaracağız. Diğer illerimizin ilçeleriyle birlikte aday tanıtımlarını ise Genel Merkezden yapacağımız görevlendirmelerle hafta sonuna kadar gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Bugün Merkez Karar Yönetim Kurulunda arkadaşlarımıza görev dağılımlarını ifade edeceğiz, anlatacağız ve yarından itibaren arkadaşlarımız da illerimize hareket ederek illerimizde bu çalışmaları yürütecek ve adaylarımızın illerimizde tanıtımını yapacaklar. Tüm belediye başkan adaylarımızın şimdiden ülkemize, şehirlerimize, ilçelerimize hayırlı olmasını diliyorum."

"GİZLİ KAPAKLI DEĞİL"

Cumhur İttifakı çatısı altında MHP ile belediye başkanlığı seçimlerinde yapacakları iş birliğinin de hayırlı neticelere vesile olmasını dileyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Böylece siyasi tarihimizde ilk defa bir mahalli seçimde veya seçimlerde öyle gizli kapaklı değil, öyle kapalı kapılar ardında yapılan pazarlıklarla değil her şeyin milletimizle paylaşıldığı şeffaf bir ittifak yapılmış oluyor. Burada bir şeyi çok açık, net söyleyeceğim; yapmış olduğumuz bu ittifak her şeyden önce tüm teşkilat mensuplarımızın, partimizin Merkez Karar ve Yönetim Kurulunun, MYK'nın almış olduğu kararlara ve yapmış olduğumuz istişareler neticesinde verdiğimiz kararlara saygı duymasını özellikle rica ediyorum. Sizler belki işin bir yanından olaylara bakabilirsiniz. Bizler ise enine boyuna istişaresini yapıyor ve kararlarımızı da ona göre veriyoruz. Herhalde bizler bu yürüyüş esnasında özellikle de kaybetmeye değil hep Cumhur İttifakı olarak kazanmaya karar vermiş bir davayız, bir hareketiz. Bunu böyle bilmenizi istiyorum. Onun için de  aramızdaki bu bağları kimse zayıflatma yoluna gitmesin, kimse de kalkıp 'ben' diye hareket etmesin. Burada 'ben' yok, 'biz' var. Herkes buna uysun."

Erdoğan, aday tanıtım toplantılarında ittifakta destekleyecekleri MHP adaylarına da kendi adaylarıyla sahnede yer verdiklerine, onları da millete ilan ettiklerine dikkati çekerek, "Rabbim bizleri çıktığımız bu yolda mahcup etmesin." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhur İttifakı'nın, 31 Mart akşamı bu yoldan zaferle çıkacağına inandığını vurgulayarak, "Karşımızda malum Sayın Bahçeli'nin ifadesiyle 'zillet ittifakı' benim ifademle de 'illet ittifakı' var. Bunlara karşı inşallah zaferimizi ilan edeceğiz ve vatanseverliğin, milliyetperverliğin ne olduğunu yerelde de göstereceğiz. İktidarıyla yereliyle omuz omuza, el ele bir yürüyüş ve ülkemizin değişiminde de inşallah bu sürecin çok çok hayırlı olacağına inanıyorum." diye konuştu.

Bugün Türk siyasetinin en önemli sorununun ana muhalefet olduğunu ifade eden Erdoğan, "Daha doğrusu sorun ana muhalefetin iktidara talip bir siyasi organizasyon gibi değil de marjinal bir örgüt gibi davranıyor olmasıdır. Bu partinin teşkilatları içinde özellikle da seçmenleri arasında elbette ülkesinin ve milletinin menfaatlerini düşünen pek çok kişi vardır. Yerli ve milli duruş sahibi CHP'lileri tenzih ederek söylüyorum ki bugün CHP yönetimi maalesef cumhuriyetçilikle de halkçılıkla da demokrasiyle de tarihimizle de kültürümüzle de uzaktan yakından ilgisi olmayan bir zihniyetin eline geçmiştir." dedi.

Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP'ye yönelik eleştirilerde bulundu.

CHP adına konuşan, CHP adına söz söyleyen, ahkam kesen birtakım isimlerin yaptıklarına baktıklarında kimi zaman acı acı gülümsediklerini, kimi zaman içten içe üzüldüklerini, kimi zaman öfkelendiklerini belirten Erdoğan, sıkıntının asıl kaynağının, bu partinin başındaki zat olduğunu söyledi. Erdoğan, ön tekerlek nereye giderse arkadakilerin de onu izlediğini dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu zat, sorsanız demokratlığı kimseye bırakmaz. Ağzını her açtığında Batı ülkelerinden örnekler verir. Ama kendisi Genel Başkanlık koltuğunda oturduğu 9 yılda, 9 seçim kaybetmesine rağmen oraya çivilenmiş gibi yerinden kıpırdamaz. Hatta öyle garanticidir ki koltuğunu riske atmamak için Cumhurbaşkanlığı seçiminde aday olmaya bile cesaret edemedi, edemez. Buna karşılık konu iftiraya, yalana, hakarete gelince aslan kesilir. Kendisine karşı açtığımız davaların, kazandığımız tazminatların haddi hesabı yoktur. Onaylanıp, daha gelecek olanlar da var, o ayrı. Can çıkar huy çıkmaz misali, hangi yola başvurursak vuralım, bu zatı gerçek bir demokrat gibi siyaset yapmaya ikna edemedik." diye konuştu.

"İÇLERİNDEKİ BİZANS AŞKI"

Bu süreçte dikkatlerini çeken bir başka hususun da CHP'nin başındaki zatın ve kimi belediye başkanlarının içlerindeki Bizans aşkı olduğunu kaydeden Erdoğan, CHP'nin başındaki zatın öve öve bitiremediği, "demokrasinin ve özgürlüğün sesi" olarak tarif ettiği Gezi olaylarında duvarlara, "Zulüm 1453'te başladı" sloganı yazıldığını anımsattı.

Erdoğan, Ankara'daki Malazgirt 1071 Bulvarı'nın inşasını protesto ederken, Bizans askeri kıyafeti giyen provokatörleri savunanın da bu zat olduğunu belirtti.

CHP'li Edirne Belediye Başkanı'nın astığı afişlerin geçen hafta konuşulduğunu anımsatan Erdoğan, serhat şehri Edirne'nin ismini bir kenara bırakıp, Bizans dönemindeki ismiyle hazırlanan afişlerin, CHP zihniyetinin yeni bir tezahüründen başka bir şey olmadığını vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu heykeldeki Kıbrıs Türk'ü temsilcisinin yüzünün tahrip edilmiş olması da ayrı bir garabet örneğidir. Bunların İstanbul Büyükşehir adayının, Kıbrıs'la ilgili yaptırdığı heykele adadaki tüm Türklerin katledilmesini savunan Rum liderini koyması da aynı hastalıklı zihnin eseridir. Sorsanız bu yaptıkları işi, rahmetli Gazi Mustafa Kemal'in 'Yurtta sulh cihanda sulh' sözüyle izah etmeye kalkarlar. Halbuki Gazi bunlara, yurtta sulhu; ülkenizin düşmanlarını yücelterek yapın dememiştir. Tam tersine Gazi'nin, yurtta sulh sözüyle kast ettiği şey, tam da bizim seçtiğimiz 16 yıldır yaptığımız şeylerdir. Biz yurtta sulhu, öyle sloganla değil, demokrasimizi ve ekonomimizi güçlendirerek, özellikle savunma sanayimizi, ordumuzu, sınırlarımızın güvenliğini tahkim ederek sağlayabileceğimizi biliyoruz. Eğer Gazi, 'yutta sulh, cihanda sulh' ifadesi sürekli olarak geçerliliğini savunsaydı, Çanakkale'yi, Kocatepe'yi nereye koyacağız? Orada Gazi, kimlerle, ne için savaştı, o zaman gelin bunu da izah edin."

"BAY KEMAL GEÇEMEZ"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, uzunca bir süredir Türkiye'de, ülkenin ve milletin hayrına yapılan hangi iş varsa CHP'nin, hepsinin karşısında yer aldığını dile getirdi.

 CHP zihniyetinin, tek parti devrinden beri uçak ve silah fabrikalarını kapattığını, otomobil üretme girişimlerini engellediğini, altyapı yatırımlarını yasakladığını, savsakladığını, tüm hizmetleri engellemek için var gücüyle çalıştığını belirten Erdoğan,  Osmanlı döneminde başlayan, Gazi'nin de hassasiyetle sürdürdüğü demiryolu hamlesini, onun ölümüyle hemen durduranın yine CHP olduğunu söyledi.

Erdoğan, "Boğaz'daki her üç köprünün de inşasına, en büyük muhalefeti bunlar yaptı. Denizin altından Marmaray ve Avrasya tüneline en büyük muhalefeti yine bunlar yaptı. Hatta İnönü, Menderes, Boğaz'a köprü projesini ilk gündeme getirdiğinde tartışmayı, 'Yıkarız' diyecek kadar ileri götürmüştür. Daha önce köprü projesini gündeme getiren merhum Nuri Demirağ, kendisini engelleyen dönemin Başbakanı İnönü ve Bayındırlık Bakanı Ali Çetinkaya için şayet gelecekte köprü yapılırsa üzerine 'İnönü ve Çetinkaya geçemez' diye yazılmasını vasiyet etmiştir. Herhalde ben de bir vasiyet yapabilirim: Bay Kemal geçemez." değerlendirmesinde bulundu.

Keban Barajı gündeme geldiğinde CHP zihniyetinin, projeyi, "Kurbağalara göl yapıyorsunuz." diye engellemeye çalıştığını dile getiren Erdoğan, Seyhan Barajı'na ise "Köstebeklerin araziyi delerek, bendi yıkacağı" şeklinde karşı çıkıldığını anlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP'nin, kalkınmanın temel unsuru olan enerji santrallerini yapan hükümetleri, "Ne yapacaksınız bu kadar elektriği, toprağa mı vereceksiniz?" diyerek sıkıştırdığını anlattı. Erdoğan, İstanbul'un imar çalışmaları yapılırken CHP'lilerin, Barbaros Bulvarı, Büyükdere Caddesi, Vatan Caddesi, Millet Caddesi, şimdiki E-5 gibi yollara, "Uçak mı indireceksiniz buralara" diye karşı çıktığını anımsattı. Erdoğan, Marmaray'a, Avrasya köprüsüne de muhalefet edildiğine işaret ederek, "Şayet CHP kafasına kalsaydık İstanbul'da yaşayan ve  bu şehri ziyaret eden onlarca milyon insan, Avrupa ve Anadolu yakaları arasında hala sandalla, vapurlarla geçmeye çalışacaktı." dedi.

"FAŞİST YÜZLERİ AÇIĞA ÇIKIYOR"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, varlık sebebini, medeniyet ve kültürlerine ait ne varsa hepsini yok etmek, yeni atılan adımları da engellemeye çalışmak olarak belirlemiş bir partiyle karşı karşıya olduklarını ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Biz milletin hakkının, hukukunun, özgürlüğünün alanını genişletmeye çalıştıkça bunların faşist yüzleri açığa çıkıyor. Bu ülkenin meşrebi ve duruşu belli olan Cumhurbaşkanı'nı bira içmeye, Mozart dinlemeye zorlamak faşistliğin dik alasıdır. Bu ülkenin başörtülü hanımlarına 'Suudi Arabistan'a gidin' demek faşistliğin en sefil halidir. En son iki-üç gün önce, bir konserden çıkan başı açık, başı örtülü kızlarımıza orada gelip, bu şekilde sataşıp, 'Suudi Arabistan'a gidin, burada ne işiniz var.' diyenlerin halini düşünün. Adı da neymiş sanatçıymış, buyurun. Dert başka, ne derseniz deyin, bu ülkede insanların yaşam biçimiyle uğraşan CHP zihniyetidir.  AK Parti, tam aksine bu ülkede yaşam çeşitlerini garanti altına alan bir siyasi zihniyettir. Bu milleti, 'beton kafalı, göbeğini kaşıyan adam, makarnacı, kömürcü, dağdaki çobanın oyuyla benimki bir mi?' diyerek aşağılayanların faşistliği lime lime üzerlerinden dökülmektedir. Halbuki demokrasilerde herkesin inancına, kültürüne, değerlerine saygı duymak esastır. Türkiye'de sadece bu faşistler insanları, içki içenler-içmeyenler, başı örtülüler-başı açıklılar, sakallılar- sakalsızlar diye ayırır. Yıllardır ağızlarından düşürmedikleri yaşam tarzı dayatması, sadece bu faşist CHP zihniyetine mahsustur. Bizim inancımız da töremiz de böyle bir dayatmaya izin vermez. Asırlardır her türlü farklılığı uyum içinde bağrında yaşatan Anadolu irfanı, bu durumu ayrışma değil zenginlik kaynağı olarak görür."

"CHP ZİHNİYETİ MİLLETİMİZDEN HAK ETTİĞİ DERSİ BİR KEZ DAHA ALACAK"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP'nin demokrasi karnesindeki sıfırların bunlarla da sınırlı olmadığını vurgulayarak, "1946 seçimlerinden sonra Ankara'nın ilçelerinden birisinde, daha sonra CHP'den milletvekili seçilecek bir kaymakama, Demokrat Partiye oy veren köylülere eşek semeri vurduracak kadar alçalabilmişlerdir. Bu ülke neler gördü? Neresinden tutsanız elinizde kalan bu CHP zihniyeti, inşallah önümüzdeki seçimlerde milletimizden hak ettiği dersi bir kez daha alacaktır. Yeter ki biz milletimize verdiğimiz sözlerin arkasında duralım. Yeter ki biz milletimize hakim değil hadim olmaya geldiğimizi unutmayalım. Yeter ki biz AK Parti'nin milletin partisi olduğunu, milletle birlikte bugünlere geldiğini ve yine milletle birlikte geleceğe yürüyeceğini unutmayalım. 31 Mart seçimleri, inşallah milletimizle olan hasbihalimizi, gönül bağımızı tazeleme ve güçlendirme vesilesi olacaktır." diye konuştu.

  YORUMLAR

0 Yorum YORUM YAP
Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.
  FACEBOOK YORUM
Yorum
YUKARI