Prof. Dr. Osman ÇAKMAK
  Güncelleme: 04-02-2019 11:07:00   29-01-2019 23:25:00

“ MİLLİ” ve “YERLİ” BİLİM

Bilimi kendimize mal etmek, kendi referans sistemlerimizi kurmak istiyoruz değil mi?

Bilim sizin kültürünüzün, inandığınız değerlerin, ekonominizin, sanatınızın emrinde olacak.

Bilim evrenseldir dediğinizi duyar gibi oluyorum.  Tabi bence de öyle, ama hedefleri millidir. Unutmayalım.

Gençlere “ithal” bilimi okutarak “milli” ve “yerli” düşünmesini, memlekete faydalı olmasını beklemek bir yanılgı. Bu yanılgı sürüyor.  

Uzman olması için yurt dışına (Avrupa/ABD) gönderdiklerimiz (doktora dahil) kendi kültürünü tanımadan gitmişlerse aşağılık kompleksleri artarak geri dönüyorlar. Ülkemizde onları yetkili ve etkili makamlara getirdiğinizde,(hepsi için geçerli değil)bir çoğu“milli ve yerli” davranamıyor. Her sıkıştıklarında “dışarıdan” destek almaya çalışıyorlar.

Aklı başında ülkeler işe önce bilimi millileştirmekle başlıyorlar.  Örneğin Ruslara bakalım. En basit bir örneğini vereyim. Newton Kanunu’nu bile Newton Kanunu ve prensibi diye ders kitaplarına almamışlar. “Newton-Chelowski Kanunu” diye ad veriyorlar. Böylece fiziği “milli” ve “yerli” hale getirmek istiyorlar.

Kendi ülkesinden bir ismi yanına koymuşlar. Böyle yapmakla kendi insanına şunu demek istiyor: Bizim kültürümüzde de böyle buluşçu insanlar var.

Hâlbuki Batı, bilimi Müslümanlardan alırken o insanların ismini söylemedi. Müslümanların isimlerini eserlerine yazmadı. Kopernik’in buluşları aslında İbn-i Şatır’dan aşırmadır.

Bize geçerken, Kopernik’in yanında İbniŞatır’ın da ismi yer almalıydı.

Hiçbir zaman kitabında İbn-i Şatır demiyor. Leonardo Da Vinci’nin buluşlarını El-Cezeri’den aşırdığına dair belgeler var. Mühendislik dehası El-Cezeri’den 250 yıl sonra gelen Da Vinci’nin aynı şeyleri çizmesi tesadüf olabilir mi?

Sibernetik ve otomatik sistemlerin başlangıcı konusunda; Fransızlar Descartes ve Pascal’ı, Almanlar Leibniz’i, İngilizler de R. Bacon’ı öne sürseler de ilk ortaya koyan Cezerî’dir. İlim dünyasına sunan ilk araştırmacı odur. Aynı zamanda ilk sistem mühendisi, ilk sibernetikçi ve elektronikçi ve bilgisayarın babasıdır Cezerî.

Bizim kitaplarımız Batı ile aynı dili kullanır ve bilgisayarın babası olarak İngiliz matematikçi Charles Babbageöne sürülür.

Günümüz fizik ve mekanikçileri, “ısı etkisiyle haberleşerek denge kurma” sisteminin, ilk olarak J. Watt'ın 1780’de regülatörü keşfiyle başladığını söylerler. Fakat bunun da yine Cezerî’ye dayandığı, onun meşhur eseri Kitabü’l-Hiyel’de açıkça görülür.

Böyle daha yüzlercesi var. Bunlar denizden damladır.

Biz ne yaptık?“Hazret-i Batı her şeyin en iyisini bilir” felsefesi ile hareket ettik. 

Bir kere medeniyet adına, modernlik adına bize yutturulan ne varsa gözden geçirilecektir. Bilim diye önümüze konulan her şeyin “bilimselliği” ve “fıtrata uygunluğu” araştırılacaktır.

Newton’un yanına bizim tarihimizden bir isim verebilirdik. Örneğin Nasiruddin et-Tusi ve İbni Sina gibi. Mikrobu ilk bulan Fatih Sultan Mehmet’in hocası Akşemsettin’dir. Bizim ders kitaplarımız mikrobun mucidi olarak Pasteur’u okutur.

Yakın tarihimizin, günümüzün çaplı devasa bilim insanlarına da sahip çıkma adına neler yapabildik?   Örneğin daha yakın bir zamanda vefat eden Fuat Sezgin... Bilimin kurucularının Müslüman bilim adamları olduğunu, Avrupa’nın bilimi gerçekten İslam dünyasından ve Müslümanlardan öğrendiğini   dünyaya ispat etti. Hâlbuki bilim kurumlarımızın “Batıya teslimiyetçi” yapısı devam ettiğinden Sezgin’in çalışmalarına sahip çıkamadık. İsmini bir üniversiteye bile veremedik. 

Fuat Sezgin’in ortaya koyduğu şekilde, okullarımızda doğru tarih dersi verebilsek, gerçek bilim tarihi okutabilsek… Dönüşümü hayali mümkün değil.  Mevcut müfredatın pompaladığı o aşağılık kompleksleri bir bir kalkacak. Gençlerde kendine güvenle genişleyen düşünce ufku ve yeniden doğan girişimcilik ruhu tüm engelleri kaldırıp atacaktır.   

El-Kindi, Einstein’dan 1100 yıl önce 800 yılında, izafiyet teorisi ile uğraşır. Behram Kurşunoğlu, Einstein ile çalışmış. Onun eksikliklerini tamamlamış bir bilim adamı. Ders kitaplarımızda Einstein’in teorilerinin yanına El-Kindi’nin ve Kurşunoğlu’nun ismini ilave edebilirdik.

Oktay Sinanoğlu, moleküler biyolojide, fizik ve matematik alanında büyük buluşların sahibi. Yıldız Teknik Üniversitesi Kimya Bölümünde çalışırken bölümdemaruz kaldıklarını Türk Aynştaynıadlı kitabında anlatır. Bölümde kendisine türlü türlü tacizler edilmiş. Daha başka ayrıntılarını meşhur beyin Cerrahı Prof. Dr. İsmail Hakkı Aydın’dan dinlemiştim.

Sinanoğlu aynı zamanda Batı’nın, özellikle ABD’nin iç yüzünü ve niyetini deşifre eden adam. Bilimde ve teknolojide yarışa girmek ve yerliye dönüş için Sinanoğlu’nun fikirlerinin değerini son günlerde daha iyi takdir etmeye başladık.

Liyakatsizliğin pirim yaptığı bir üniversite düzeni içinde bir adım ileri gidemeyeceğimizi ve bu yüzden dışarıda  çalışmak zorunda kalan çaplı hocaları buraya getiremeyeceğimizi anlatmaya çalışıyorum.

En başta soracağımız bir soru:

Sinanoğlu çapında büyük bilim adamları neden bizim üniversitelerde yer bulamamaktadır?Yıldız Teknik Üniversitesi Kimya Bölümünde başına bir sürü “çoraplar” örülmüştü.

Neva çiftçioğlu’nunhikayesini okudum geçenlerde. Nobele aday olmuş, Nasa’da çalışmış büyük buluşları olan bir bilim kadını. Finlandiya’dan döndükten sonra Ülkemizde üniversitelerimizin birisine çalışmalarını devam ettirmek ister.  Hangi üniversiteye başvurmuşsa kapılar yüzüne kapanmış.

Kendi doktora ve yüksek lisans danışman hocam Prof. Dr. Metin Balcı,  Almanya’dan ve Amerika’dan döndükten sonra ülkemizde  meşhur (!) bilinen hangi üniversiteye başvurmuşsa geri çevrilmişti. O yıllarda Atatürk Üniversitesi sahip çıkmış.   Atatürk Üniversitesi Kimya Bölümünde öğrenci olduğum yıllardı.

 Metin Balcı ve oluşturduğu seçkin çalışma guruplarının üstün gayreti ile Ülkemizde sadece organik kimya alanında değil, kimyanın diğer dallarında araştırma çalışmaları canlandı.  Çalışma gurupları orijinal ve özgün çalışmalarla tanıştı.  Yurt dışı ile rekabet edebilir hale geldi.   Atatürk Üniversitesinde aldığım yüksek seviyeli mastır ve doktora çalışmaları sayesinde  Almanya Alexander vonHumboldt bursunu kazandım.  Erzurum’da  aldığımız eğitimin Almanya’dan hiç de geri olmadığını gördüm.

Demek ki çözüm, dışarıya eleman göndermek değil. Çözüm başarılı bilim adamlarının ülkemizde önünü açmak. Onları yetkili ve etkili kılmak. 

YÖK düzeni çalışanı engellemek için kurulmuş bir mekanizma gibi halinde çalışıyor.  YÖK sisteminin kalite ve liyakat kriterlerini çalıştırmaması (yanlış çalıştırması) yüzünden kimse kendisini aşan ve kendisinden üstün olanı bölümünde     bulundurmak istememektedir.   Bu yüzden dışarıdaki değerleri ülkemizde istihdam yolu kapanmaktadır.

Neden kıskançlık hakim durumdadır?  Neden bilim adamı sıfatlı insanlarımız böylesine dar kalıplar içinde kalabiliyorlar, hamiyetten ve himmetten yoksun ve gayretsiz hale düşüyorlar? 

Kendi kültürünüzle yetiştiğinizde “büyük” düşünebiliyorsunuz. O takdirde kendi toplumunuzdan mucit insanlar, büyük sanatçılar çıkarabiliyorsunuz. Kendi milli üniversitenizi kurabiliyorsunuz,dünya çapında üniversiteleriniz oluyor.

 Çünkü kendi metafiziğinize sahipseniz, teknik üretime geçebilirsiniz. O halde teknik, kendi kültürümüzden ve imanımızdan doğacak. Bilimde ve eğitimde kendi referans sistemlerimizle ayağa kalkacağız. Kendi modellerimizi ortaya koyacağız. Her bilimsel ifade, eğitime dair her metot kendi kültürümüzün çocuğu halini alacak.

YÖK sisteminin sömürü sistemi olduğunu en güzel anlatanlardan birisi de şüphesiz Sinanoğlu’dur.

Darbe anayasası ürünü olan YÖK düzeninden kurtulup, kendi milli üniversitemizi kurmadıkça, üniversitelerimizin Batı’ya taşeronluğu devam edecek; ülkemizin bilim varlığının üniversitelerimiz yoluyla Batı’ya transferi durmayacaktır.     

YÖK’ün topluma hizmeti değil, yabancı dilde yayını esas alması bunun çok açık bir göstergesi değil mi?

Sanatta ve düşüncede neden özgün ve doğru eserler veremiyoruz?

Bilime medeniyet ve kültür meselesi olarak bakmıyoruz da ondan! Eğitim sisteminde felsefe olmayınca düşünce üretilemiyor.

Yunan düşüncesinde Eflatun önemli bir isim. O, “Geometri bilmeyen bu akademiye giremez” demişti. İbn-i Haldun ise “İnsan eğer düşüncelerini geometriye endeksleyebilirse, o düşünce kolay kolay yanılmaz” diyor.

Geometri göze hitap ediyor, her şeyden önce akla hitap ediyor. Sanat eserleri esasen geometriden ibaret. Osmanlı binalarının bir geometrisi var; kemeri, sütunu ve pencereleri var.

Eski Osmanlı binalarındaki pencereleri karşısında hislerimiz ve heyecanımız neden farklı?

Bir de şimdiki pencerelerle kıyasladığımızda mühendislikte geometrinin önemli olduğunu anlıyoruz değil mi? Geometrinin dinlere ve kültürlere göre farkını daha iyi farkediyoruz.

Şu hâlde mühendislik alanında, bizim kültürümüzde unutulan üç şeyi görüyoruz:

Birincisi “tahayyül”dür. Mühendisliğin başı hayal etmeyi öğrenmektir. Geometri bilmekle iş bitmiyor. Birincisi hayalse ikincisi “tasavvur”. Şimdi tasavvura tasarım diyoruz. Hayal ettiğine bir şekil veriyor insan. Geometri onu kılıfa sokuyor. Tasavvur, surettir. Görüldüğü gibi geometri bilmekle iş bitmiyor. Hayalimiz ve tasavvurumuz zevkimiz gelişmediğinde ve geometri bilmediğimizde binalarımız ve şehirlerimiz bir medeniyet değeri taşımıyor.

Üçüncü adım ise “tefekkür”dür. İslam dünyasında neden atom keşfedilmedi diye soruyorlar. Hâlbuki tahayyül edenler ve tefekkür edenler olmuş. Eski Yunan’da atom parçalanamaz deniliyordu. Hâlbuki kimyanın babası olarak bilinen Cabir bin Hayyan şunu demişti: “Eğer atom bir parçalanırsa Bağdat’ta taş taş üzerinde kalmaz.” Yani atomu daha o zamanlar düşünmüşler.

Atom bombası fikrinin ilk mucidi Cabir bin Hayyan’dır. Maddenin en küçük parçası olan atomun parçalanacağını bundan 1200 sene kadar öne söylemiş. Ama bizim tarihimizde bu bilgiler yoktur. Çünkü müfredatımız, kültürümüzün ve tarihimizin çocuğu değildir. Batı’dan nakil üzerine kuruludur.

Eğitim sisteminde felsefe olmayınca düşünce üretilemiyor.

Kuru bilgi ile bilim üretilemiyor. Bugün Türkiye Cumhuriyeti üniversitelerinde İlahiyat fakültelerine bakıyorsunuz. Ne görüyorsunuz? Fizik de matematik de öğretilmiyor.

Mühendisliğe geliyorsun ve yahut sayısal bölümlere geliyorsun burada mantık yok, felsefe yok. Mantık, felsefe verilmeyince genç ayağı üzerinde duramıyor. Hâlbuki her şeyden önce insan, ayakları üzerinde durmayı öğrenecek.

Mesela Karl Popper önceleri fizikçidir. Mühendisliği ve fiziği bırakıyor. Bilim Felsefesi ile uğraşıyor. İlahiyatçılarda mantık dersi var, felsefe dersi de var. Ama bu sefer mühendislikte bunlar olmayınca, mantar gibi mühendis yetişiyor.

Farabi, kitabına besmeleyle başlıyor;İbn-i Sina ve diğerleri hepsi besmeleyle başlıyor. Bediüzzaman da besmele ile başlıyor. Artık kitaplara, derslere besmele ile başlasak ne olur? Laiklik elden gider mi? 1000 yıllık bir medrese geleneğimiz var. Koskoca imparatorluklar kurulmuş, bu okullardan binlerce alim ve arif insanlar yetişmiş. Medrese geleneğini okullara getirmeye kalksak, karşı çıkanlar olur mu? Olur!

Acaba karşı çıkanlar, Amerika’da doktora ve master eğitiminin medrese sistemini esas aldığını biliyorlar mı? Oktay Sinanoğlu’nun kitabını okusunlar.

Bediüzzaman, medrese tecrübesini yeniden diriltmek istiyor. Onun için projesinin adına Medresetü’z-Zehra demiş. İlahiyat okullarında bile fen bilimleri okutulmasını istemiş. Fen ve Matematik bilimleri ile din bilimlerinin bir arada verilmesini istemiş. Sağlam bir Fen ve Matematik eğitimi verilmesi ile Mantık dersinden beklenen neticelerin fazlası ile hasıl olacağına dikkat çekmiş. Hangi branşta olursa olsun fen eğitiminin zaruretine vurgu yapmış.

Medreselerde ahlâk dersi vardı. Adap öğretilirdi. Her dersin, önce usulü öğretilirdi. Şimdi ahlâk yerine etik diyoruz. Etik diye bir şey uydurulmuş. Hikmet insanı nasıl Allah’a bağlıyorsa, ahlâk da Allah’a bağlıyor. Etik denilen şey maddeyle ilgilidir. Maneviyatı ve ahlâkı dışlamak için etik denilmiştir.

Mesela pragmatizm diye bir şey var şimdi. Pragmatizm akımının öncü ismi “Charles SandersPeirce” diyor ki: “Doğru yoktur, menfaatim neredeyse doğru odur.” İşte bakın Batı felsefesini aynı ile alırsak, menfaat esas olur. Böylece Batı’nın sömürü üstüne sömürü düzeninin aleti haline gelirsiniz.

Modernleşelim… Ancak kendi kültürel, entelektüel paradigmalarımızdan yola çıkarak yapalım bunu. Kendi omurgamızı, kültürümüzü, değerlerimizi merkeze almak şartıyla diğer kültürlere açılalım.

  • Bu yazı 4289 defa okunmuştur.
  FACEBOOK YORUM
Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

PUAN DURUMU
Takım O G M B A Y P AV
1 Medipol Başakşehir 22 14 2 6 33 11 48 +22
2 Galatasaray 22 12 4 6 45 24 42 +21
3 Beşiktaş 22 11 5 6 42 27 39 +15
4 Yeni Malatyaspor 22 9 6 7 34 25 34 +9
5 Atiker Konyaspor 22 8 4 10 29 23 34 +6
6 Trabzonspor 22 9 7 6 37 32 33 +5
7 Sivasspor 22 8 7 7 32 32 31 0
8 Kasımpaşa 22 9 11 2 39 41 29 -2
9 Antalyaspor 22 8 9 5 22 31 29 -9
10 Alanyaspor 22 8 10 4 22 26 28 -4
11 Kayserispor 22 7 8 7 20 28 28 -8
12 Çaykur Rizespor 22 5 7 10 27 30 25 -3
13 Göztepe 22 8 13 1 24 29 25 -5
14 Bursaspor 22 4 6 12 19 23 24 -4
15 Fenerbahçe 22 5 8 9 23 29 24 -6
16 MKE Ankaragücü 22 7 12 3 20 35 24 -15
17 BB Erzurumspor 22 4 9 9 23 29 21 -6
18 Akhisarspor 22 4 12 6 21 37 18 -16
Takım O G M B A Y P AV
1 Denizlispor 11 8 1 2 24 7 26
2 Ümraniyespor 12 8 3 1 18 10 25
3 Altınordu 12 7 2 3 22 7 24
4 Gençlerbirliği 10 7 2 1 19 6 22
5 Osmanlıspor FK 12 7 4 1 16 10 22
6 Eskişehirspor 12 5 1 6 14 11 21
7 Hatayspor 12 5 2 5 16 8 20
8 Adana Demirspor 11 5 3 3 18 11 18
9 İstanbulspor 10 5 2 3 19 16 18
10 Gazişehir Gaziantep FK 11 5 4 2 16 9 17
11 Balıkesirspor Baltok 10 5 3 2 13 10 17
12 Boluspor 10 3 3 4 13 10 13
13 Adanaspor 11 3 4 4 15 13 13
14 Altay 11 3 5 3 11 12 12
15 Afjet Afyonspor 11 3 5 3 15 20 12
16 Giresunspor 10 3 5 2 11 14 11
17 Elazığspor 11 2 6 3 12 17 9
18 Kardemir Karabükspor 11 0 9 2 5 25 2
Takım O G M B A Y P AV
1 Tuzlaspor 12 9 2 1 30 7 28
2 Manisa BBSK 11 8 1 2 27 8 26
3 Fatih Karagümrük 11 8 1 2 24 9 26
4 Sivas Belediyespor 12 7 3 2 21 15 23
5 Menemen Belediyespor 11 6 1 4 24 14 22
6 Etimesgut Belediyespor 11 5 1 5 16 10 20
7 Şanlıurfaspor 10 5 2 3 11 7 18
8 Kırklarelispor 12 4 3 5 15 13 17
9 Kahramanmaraşspor 12 5 5 2 11 14 17
10 Pendikspor 10 4 2 4 16 13 16
11 Zonguldak Kömürspor 11 4 3 4 10 10 16
12 Tarsus İdman Yurdu 10 4 3 3 18 19 15
13 Bandırmaspor 10 4 4 2 11 11 14
14 Bak Spor 11 3 3 5 11 15 14
15 Konya Anadolu Selçukspor 10 2 2 6 17 19 12
16 Fethiyespor 12 2 4 6 9 14 12
17 Darıca Gençlerbirliği 11 3 5 3 9 15 12
18 Tokatspor 11 2 7 2 8 14 8
Takım O G M B A Y P AV
1 Nazilli Belediyespor 10 7 0 3 21 8 24
2 Nevşehir Belediyespor 11 6 1 4 24 12 22
3 Tire 1922 11 5 0 6 15 7 21
4 Hekimoğlu Trabzon 10 6 1 3 14 7 21
5 Karaköprü Belediyespor 11 6 3 2 22 13 20
6 Şile Yıldızspor 10 6 3 1 24 11 19
7 Ergene Velimeşe 11 5 3 3 16 10 18
8 Artvin Hopaspor 10 4 1 5 10 4 17
9 Silivrispor 11 5 4 2 13 8 17
10 Kozan Belediyespor 10 3 1 6 10 7 15
11 Batman Petrolspor 10 4 3 3 11 13 15
12 Yomraspor 10 3 2 5 10 9 14
13 Erzin Belediyespor 10 3 3 4 15 12 13
14 Gebzespor 11 3 4 4 11 9 13
15 Büyükçekmece Tepecikspor 10 3 5 2 9 13 11
16 Erbaaspor 10 2 4 4 10 10 10
17 Körfez Spor Kulübü 10 0 8 2 5 24 2
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 22/02/2019 Çaykur Rizespor vs Yeni Malatyaspor
 22/02/2019 Göztepe vs Trabzonspor
 23/02/2019 Sivasspor vs Antalyaspor
 23/02/2019 Alanyaspor vs Kasımpaşa
 23/02/2019 Medipol Başakşehir vs Bursaspor
 24/02/2019 MKE Ankaragücü vs BB Erzurumspor
 24/02/2019 Atiker Konyaspor vs Kayserispor
 24/02/2019 Galatasaray vs Akhisarspor
 25/02/2019 Beşiktaş vs Fenerbahçe
 23/02/2019 Alanyaspor - Kasımpaşa Alanyaspor ligde evindeki son 5 maçında hiç kaybetmedi  Alanyaspor yenilmez
 23/02/2019 Alanyaspor - Kasımpaşa Kasımpaşa ligdeki son 5 maçını kaybetti  Alanyaspor kazanır
 23/02/2019 Sivasspor - Antalyaspor Sivasspor ligde evindeki son 9 maçında hiç kaybetmedi  Sivasspor yenilmez
 23/02/2019 Sivasspor - Antalyaspor Antalyaspor ligdeki son 7 maçında hiç kazanamadı  Sivasspor yenilmez
 22/02/2019 Çaykur Rizespor - Yeni Malatyaspor Çaykur Rizespor ligdeki son 5 maçında hiç kaybetmedi  Çaykur Rizespor yenilmez
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 22/02/2019 Balıkesirspor Baltok vs Afjet Afyonspor
 22/02/2019 İstanbulspor vs Hatayspor
 23/02/2019 Boluspor vs Adanaspor
 23/02/2019 Adana Demirspor vs Altınordu
 23/02/2019 Gençlerbirliği vs Ümraniyespor
 24/02/2019 Giresunspor vs Altay
 24/02/2019 Kardemir Karabükspor vs Elazığspor
 24/02/2019 Denizlispor vs Osmanlıspor FK
 24/02/2019 Gazişehir Gaziantep FK vs Eskişehirspor
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 23/02/2019 Fatih Karagümrük vs Zonguldak Kömürspor
 23/02/2019 Menemen Belediyespor vs Fethiyespor
 24/02/2019 Şanlıurfaspor vs Bak Spor
 24/02/2019 Anadolu Selçukspor vs Kırklarelispor
 24/02/2019 Bandırmaspor vs Etimesgut Belediyespor
 24/02/2019 Darıca Gençlerbirliği vs Sivas Belediyespor
 24/02/2019 Pendikspor vs Manisa BBSK
 24/02/2019 Tarsus İdman Yurdu vs Tuzlaspor
 24/02/2019 Tokatspor vs Kahramanmaraşspor
 23/02/2019 Fatih Karagümrük - Zonguldak Kömürspor Zonguldak Kömürspor ligdeki son 7 maçında hiç kaybetmedi  Zonguldak Kömürspor yenilmez
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 23/02/2019 Büyükçekmece Tepecikspor vs Ergene Velimeşe
 24/02/2019 Artvin Hopaspor vs Nevşehir Belediyespor
 24/02/2019 Batman Petrolspor vs Şile Yıldızspor
 24/02/2019 Erzin Belediyespor vs Gebzespor
 24/02/2019 Yomraspor vs Erbaaspor
 24/02/2019 Kozan Belediyespor vs Tire 1922
 24/02/2019 Körfez Spor Kulübü vs Silivrispor
 24/02/2019 Nazilli Belediyespor vs Karaköprü Belediyespor
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ
Tüm Anketler
Web sitemize nasıl ulaştınız?
ŞANS OYUNLARI
BİZİ TAKİP EDİN
YUKARI