Prof. Dr. Osman ÇAKMAK
  24-04-2019 11:43:00

EHLİYET VE LİYAKAT

Kanunî Sultan Süleyman zamanında İstanbul'a gelen, Osmanlı ülkesini gezen bütün elçiler ve gezginler şu hususta ittifak etmişlerdi: Osmanlı devletinde ehliyetsize, liyakatsize, hak etmeyene hiçbir makam, mevki, büyük veya küçük memuriyet verilmez. 

Peki nasıl oldu da “Bu muhterem bizimgrubumuzdandır...” gibi fanatizmlerle emanetler, ehil ve layık olmayan kimselere verilmeye başlandı?

Yada ehliyet yerine menfaat ve ilişkiler öne geçti?  

Günümüzde problemler çok karmaşık ve birbiri ile bağlantılı. Şahıs devri geçti. Bilimsel çalışma ve araştırma yapılacak. Proje kafası olmayan kişinin çözüme ulaşması mümkün değil. Ekip çalışması çok önemli. Bir kişinin başarılı olması için ilk ve en önemli kriter, ekip çalışmasını ve istişareyi öğrenmek… 

 İmam-ı Gazali’nin Yöneticilere Altın Öğütler (Semerkand Yayıncılık, s. 187)kitabında şöyle bir muhavere geçer:

Yönetim ve iktidarı elinden alınmış bir sultana sorulur: “Devletniçin elinden çıktı, başkasına geçti ve yetkilerin yok oldu?” 

Şöyle cevap verir:

“Devletim ve kuvvetim ile gururlandım. Kendi görüşüme ve yaptığıma razı oldum. İstişareden uzak durdum.Küçük yaştaki ehliyetsiz kimseleri büyük işlerin başına getirdim. Vaktinde önlem almadım.İhtiyaç anında bir çözüm için fazla düşünmedim ve çare aramadım. Acele edilecek bir yerde, ele geçen fırsatı değerlendirmede ve ihtiyacı gidermede ağır davrandım, geri durdum. İşte bunun için başıma bunlar geldi!”

Meşhur Halife Ömer bin Abdülaziz’e de şöyle sorarlar:

“İki yıl gibi kısa bir sürede çok doğru işler yaptınız ve adil bir devlet başkanı oldunuz. Bunun sırrı nedir? Nasıl muvaffak oldunuz?”

Şu cevabı verir:

“İki hususu yerine getirdim:

1. Ehliyet ve liyakat sahiplerini göreve getirdim.

2. Bilmediğim tüm işleri bir bilene sorup istişare ederek yaptım.”

 

Ömer bin Abdülaziz, Emeviler’in yanlış politikalarına son veren ve adaletle hükmeden örnek bir devlet adamıydı.

Halifelik yaptığı 717-720 tarihleri arasında yaklaşık iki buçuk yıl hüküm sürdü. Onun devri, büyük bir huzur ve sükûnetin getirildiği bir dönem oldu. Adalette de “İkinci Ömer” olarak bilinir.

Hicretin 99. yılında önceki halife Süleyman bin Abdülmelik’in vasiyetiyle hilafet makamına oturdu. Ömer bin Abdülaziz, iktidara geldiğinde var olan saltanatın kaidelerini reddetmişti.

İlk dört halife, bilindiği gibi şura ile başa gelmişlerdi. Müslümanlığın orijinal uygulamasında meşveret ve şura; katılımcı anlayış esastı. Hâlbuki Ömer bin Abdülaziz’in hilafete getiriliş usulü şura ve özgür biatle olmamıştı.

Halkın huzuruna çıktı. Şöyle konuştu: “Daha önce böyle bir makama getirileceğimi bilmiyordum. Bu iş bana verilirken, kimse benim fikrimi almadı. Gerçek bir halife olabilmem için benim bu işe talip olmam ve şura kararı gerekirdi. Bu sebeple daha önceden bana yaptığınız biatten vazgeçiyorum. Siz, başınıza istediğiniz kimseyi seçmekte serbestsiniz.”

Bu kez halk hür iradeleriyle kendisini seçtiklerini, başka birine razı olmayacaklarını bildirdi. Çünkü o daha valiliği sırasında adil yönetimiyle halkın dilinde bir efsane olmuştu.

Ömer bin Abdülaziz halifeliği döneminde dikkat çekici uygulamaları çoktur. “Kendi atım, benim hâlime daha muvafıktır” diyerek saltanat bineklerini geri çevirmiş ve kendi bineğine binmiştir. Hanımının mücevherlerini beyt’l-mal’a (hazineye) bırakmasını sağlamıştır. Gayrimüslimlere uygulanan cizye vergisini kaldırmıştır. Onun devrinde fetihler hız kazanmış ve İslamiyet hızla yayılmıştır.

Öldüğünde geride bir şey bırakmamıştı Ömer bin Abdülaziz. Ona olan hayranlığını gizlemeyenlerden biri de dönemin Roma İmparatorudur. Şöyle demiştir: “Bir insanın, imkânsızlıkları dolayısıyla, ruhbanca bir hayata sahip çıkması, dünyadan el-etek çekmesi çok kolaydır. Çünkü onun zaten terk edeceği herhangi bir dünya malına sahipliği yoktur. Fakat bu halife gibi, dünyanın en büyük devletinin yöneticisi için aynı şeyleri söylemek mümkün değil. Onun elindeki hazinelere rağmen, bunların hiçbirine aldırmayıp, sıradan bir fakirin hayatını sürdürdü. Hayran olmamak doğrusu elden gelmiyor.”

Bir gün beyleri Sultan Mahmut’a: “Ayaz denilen bu kölenin ne marifeti var ki sen ona otuz kişinin maaşı kadar maaş ödüyorsun?” dediler.

Sultan Mahmut bu soruya o anda cevap vermedi. Birkaç gün sonra beylerini alarak ava çıktı. Yolda bir kervan gördüler. Sultan Mahmut beylerden birine: “Git, sor bakalım! Bu kervan nereden geliyor?” dedi. Bey atını sürerek gitti, birkaç dakika içinde geriye döndü. “Efendim kervan Rey şehrinden geliyor.” dedi. Sultan Mahmut: “Peki, nereye gidiyormuş?” diye sorunca, bey susup kaldı.

Bunun üzerine Sultan Mahmut başka birini gönderdi. O da gidip geldi. “Efendim, Yemen’e gidiyormuş”dedi. Padişah: “Yükü neymiş?” diye sorunca o da sustu kaldı. Bu defa padişah başka bir beye: “Sen de git, yükünü öğren!” dedi. Bey gitti geldi. “Her cins mal var, fakat çoğu Rey kâseleri” bilgisini getirdi. Padişah: “Peki, kervan ne zaman yola çıkmış?”diye sorunca bey cevap veremedi.

Padişah böyle tam otuz beyi gönderdi, otuzu da istenen bilgileri tam olarak getiremediler. Padişah son olarak Ayaz’ı çağırdı: “Ayaz, git bak bakalım, şu kervan nereden geliyor?” dedi. Ayaz, “Efendim, kervan görünür görünmez sizin merak edeceğinizi tahmin ederek gidip gerekenleri öğrendim. Kervan Rey’den gelip Yemen’e gidiyor, yükü şudur, şu kadar at, şu kadar deveden oluşuyor, şu kadar insan var” diye kervan hakkında ayrıntılı bilgi verdi. Bütün bunları, beyler ağzı açık dinliyorlardı. Ayaz, tek başına otuz beyin edinemediği bilgiyi edinmişti.

Padişah beylerine döndü: “Ayaz’a neden otuz kişinin ücretine denk ücret verdiğimi şimdi anladınız mı? Görüyorsunuz ki bu bile onun hizmetine karşılık az geliyor.” Böylece Ayaz’ı çekemeyerek aleyhinde konuşan beyler utanıp yaptıklarına pişman oldular (Gülgün Yazıcı, “Mevlânâ’nın Mesnevi’sinde Ehliyet Ve Liyakat Kavramları”).

Partilerde milletvekili adayları olsun, belediye başkanı adayları olsun merkezden komisyonların marifetiyle seçilmektedir. Aslında çoğu kere halkın istemediği adaylar “dayatılmış” olmaktadır.  Bu davranış elbette millet vicdanında karşılık bulmamaktadır.

Hâlbuki tarihte dört halifeden başlamak üzere (eski Türk devletlerinde de) sağlam bir istişare geleneği vardı. Bir Arap diplomatı ve seyyahı olan İbniFadlan, İslam öncesi Oğuzların istişare sistemini anlatır. Eski Oğuzlarda kararların istişare ile alındığını; beylerin tek başına karar vermediğini, en alttaki kişilerin bile alınan karara karşı gelme hakkı bulunduğunu söyler.

Osmanlı’da milletvekili seçimi için kriterler uygulandığını belki de çoğumuz bilmiyor. [1]

Bu vesileyle Osmanlı mebus seçiminde, dikkatimizi çeken iki kriteri dikkatlere sunalım:

“(I) Hükümetin kanunsuz ve haksız işlerini yüzüne söylemek hususunda kimseden korkup çekinmez ve ölmekten bile kaçınmaz, dünya için kimseye müdane etmez olmalıdır.

(II) Parayı görünce her şeye boyun eğecek kadar bağrı yufkalardan ve parayı çok sevenlerden olmamalıdır.”

Kendi geleneğimizdesağlam istişare ve liyakat uygulamaları varken; dışarıdan kanun ve model dilenciliği yapmaya gerek var mı? Cumhuriyet ve demokrasinin içini Batı’nın bize uymayan değerleri ile değil, kendi töre ve geleneklerimizle pekâla doldurabiliriz.

İnsanımızın (yetkililerin) becerisizliğinin ve sorunlar karşısında aciz kalmasının kaynağınıdoğru okumalıyız. Beceri ve meziyet kazandıramayan, gelenekten ve değerlerden yoksun EĞİTİM ve OKULLAR birinci derecede sorumludur.

Ekip çalışmasını ve araştırmayı (proje yapmayı) öğreten kazandırıcı bir eğitime ihtiyacımız var.

Bu gerçeği anlamak için etrafımızdaki uygulamalara da bakabiliriz: Japonya'da Avrupa’da eğitimi iyi yapan şey öğrenciye öncelikle ekip ruhu (kolektif çalışma) ve araştırma yeteneği kazandırılmasıdır. Bu ülkelerde ileri gelenlerin çevresinde dehalardan oluşan bilim danışmanları vardır. Emevi ve Abbasi dönemi halifeleri ve valileri çevrelerinde ve yakınlarında hep bilim adamlarını bulundururlardı. O yüzden bilim en hızlı yayılmayı o dönemlerde gösterdi. Beytü’l-hikme kuruldu.Araştırmadan alıkoyacak her türlü engel ortadan kaldırılıyordu. Hatta bilime büyük teşvik vardı. Örneğin tercüme ettiği eserin ağırlığı kadar altın verilmesi gibi teşviklerle ilim adamları araştırmaya yönlendiriliyordu. Şimdi aynı harekete; bilimin Türkçeleştirilmesine ihtiyaç varken, aksine Türkiye'de yabancı dilde yayın yapma zorunluluğu ile ülkenin ilmi varlığı dışarıya (Batı’ya) servis edilmektedir. Üstelik bizim bürokrat ve ileri gelenlerimizin seçkin bilim adamlarını çevrelerinde bulundurma gibi alışkanlıkları yoktur. Neden yenilikte (inovasyonda) dışarıya bağımlı kaldığımızı buradan anlayabiliriz.

Bu ülkelerde işe alımlarda aranan ilk ve temel kriter, istişare ve ekip çalışması ve araştırma becerisi oluyor. Mesela işe alımlarda bizdeki gibi test soruları değil mesela “Sorunlar karşısında çözüm bulabiliyor mu?”“Başkasından yardım almayı biliyor mu?” tipi sorular öne çıkıyor.

Sınav ve eğitim paradigmalarımızı yeniden sorgulamak durumundayız.

At binenin, kılıç kuşananın olmalıdır. Her şey, onu gereği gibi kullanmasını bilene yakışır…

Sözümüzü bir atasözü ile noktalayalım:

Danışan dağı aşmış, danışmayan (danışmayanın) yolu şaşmış.

  • Bu yazı 3342 defa okunmuştur.
  FACEBOOK YORUM
Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

PUAN DURUMU
Takım O G M B A Y P AV
1 Galatasaray 34 20 5 9 72 36 69 +36
2 Medipol Başakşehir 34 19 5 10 49 22 67 +27
3 Beşiktaş 34 19 7 8 72 46 65 +26
4 Trabzonspor 34 18 7 9 64 46 63 +18
5 Yeni Malatyaspor 34 13 13 8 47 46 47 +1
6 Fenerbahçe 34 11 10 13 44 44 46 0
7 Antalyaspor 34 13 15 6 39 55 45 -16
8 Atiker Konyaspor 34 9 8 17 40 38 44 +2
9 Alanyaspor 34 12 14 8 37 43 44 -6
10 Kayserispor 34 10 13 11 35 50 41 -15
11 Çaykur Rizespor 34 9 11 14 48 50 41 -2
12 Sivasspor 34 10 13 11 49 54 41 -5
13 MKE Ankaragücü 34 11 16 7 38 53 40 -15
14 Kasımpaşa 34 11 17 6 53 62 39 -9
15 Göztepe 34 11 18 5 37 42 38 -5
16 Bursaspor 34 7 11 16 28 37 37 -9
17 BB Erzurumspor 34 8 15 11 36 43 35 -7
18 Akhisarspor 34 6 19 9 33 54 27 -21
Takım O G M B A Y P AV
1 Hatayspor 17 10 2 5 30 10 35
2 Gençlerbirliği 17 11 4 2 26 13 35
3 Denizlispor 17 9 2 6 33 12 33
4 Adana Demirspor 17 9 3 5 32 15 32
5 Altınordu 17 9 4 4 30 15 31
6 Ümraniyespor 17 9 5 3 25 17 30
7 Gazişehir Gaziantep FK 17 8 5 4 26 15 28
8 Boluspor 17 8 5 4 25 18 28
9 İstanbulspor 17 8 5 4 27 28 28
10 Balıkesirspor Baltok 17 8 6 3 26 23 27
11 Eskişehirspor 17 7 4 6 23 22 27
12 Altay 17 7 5 5 24 15 26
13 Osmanlıspor FK 17 8 7 2 22 19 26
14 Giresunspor 17 6 8 3 19 22 21
15 Adanaspor 17 3 8 6 21 25 15
16 Afjet Afyonspor 17 3 8 6 19 30 15
17 Elazığspor 17 3 10 4 19 28 13
18 Kardemir Karabükspor 17 0 14 3 7 43 3
Takım O G M B A Y P AV
1 Manisa BBSK 17 13 2 2 45 13 41
2 Fatih Karagümrük 17 13 2 2 35 15 41
3 Menemen Belediyespor 17 10 2 5 34 19 35
4 Tuzlaspor 17 10 4 3 36 14 33
5 Sivas Belediyespor 17 9 3 5 36 21 32
6 Etimesgut Belediyespor 17 8 3 6 24 13 30
7 Bandırmaspor 17 9 5 3 28 20 30
8 Tarsus İdman Yurdu 17 8 5 4 35 26 28
9 Pendikspor 17 7 3 7 30 22 28
10 Şanlıurfaspor 17 7 4 6 23 15 27
11 Kırklarelispor 17 7 4 6 22 17 27
12 Zonguldak Kömürspor 17 7 5 5 19 16 26
13 Kahramanmaraşspor 17 7 6 4 21 21 25
14 Konya Anadolu Selçukspor 17 5 5 7 28 32 22
15 Bak Spor 17 4 5 8 16 28 20
16 Fethiyespor 17 4 6 7 14 18 19
17 Tokatspor 17 5 9 3 15 20 18
18 Darıca Gençlerbirliği 17 3 11 3 13 36 12
Takım O G M B A Y P AV
1 Nazilli Belediyespor 16 10 0 6 35 14 36
2 Tire 1922 16 9 0 7 29 10 34
3 Hekimoğlu Trabzon 16 9 2 5 23 9 32
4 Nevşehir Belediyespor 16 7 2 7 30 16 28
5 Ergene Velimeşe 16 8 5 3 22 15 27
6 Karaköprü Belediyespor 16 8 5 3 25 19 27
7 Silivrispor 16 7 4 5 18 10 26
8 Artvin Hopaspor 16 6 3 7 17 13 25
9 Erzin Belediyespor 16 6 4 6 31 18 24
10 Erbaaspor 16 6 4 6 20 13 24
11 Şile Yıldızspor 16 7 7 2 32 24 23
12 Gebzespor 16 6 5 5 18 14 23
13 Yomraspor 16 5 4 7 20 17 22
14 Batman Petrolspor 16 6 6 4 15 17 22
15 Kozan Belediyespor 16 5 4 7 17 18 22
16 Büyükçekmece Tepecikspor 16 6 7 3 19 20 21
17 Körfez Spor Kulübü 16 1 12 3 9 37 6
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ
Tüm Anketler
Web sitemize nasıl ulaştınız?
ŞANS OYUNLARI
BİZİ TAKİP EDİN
YUKARI