13-06-2019 00:00:00

Genel Başkanımız ve Cumhurbaşkanımız Erdoğan, Grup Toplantısı'nda konuştu

Genel Başkanımız ve Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Genel Merkez'de düzenlenen grup toplantımızda konuştu.
Genel Başkanımız ve Cumhurbaşkanımız Erdoğan, Grup Toplantısı'nda konuştu

Konuşmasına grup toplantısının hayırlara vesile olmasını dileyerek başlayan Erdoğan, son grup toplantısını ramazan ayının ikinci günü yaptıklarını anımsattı.

Tüm katılımcıların Ramazan Bayramı'nı tebrik eden Erdoğan, "Rabbimden bizi, Ümmeti Muhammedi ve tüm insanlığı Kurban Bayramı'na da sağlık, huzur ve esenlik içerisinde ulaştırmasını diliyorum." diye konuştu.  

Milletvekillerine Meclis programlarında ve seçim çevrelerine yönelik çalışmalarında ortaya koydukları gayretler dolayısıyla teşekkür eden Erdoğan, "Ülkemizin ve milletimizin ihtiyacı olan hukuki düzenlemelerin hazırlanması ve hayata geçirilmesi sorumluluğu öncelikle Cumhur İttifakı içinde birlikte hareket ettiğimiz Milliyetçi Hareket Partisi ile beraberce sizlere aittir. Sizlerin çalışması demek Meclisin çalışması demektir. Sizlerin yasama görevi için Mecliste, bizlerin yürütme olarak Cumhurbaşkanlığında çalışması demek Türkiye'nin sürekli daha ileriye, daha iyiye gitmesi demektir." değerlendirmesinde bulundu. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Milletimiz bizden sıkıntılarını çözmemizi bekliyor, milletimiz bizden hizmet bekliyor, milletimiz bizden icraat bekliyor, milletimiz bizden verdiğimiz sözleri tutmamızı bekliyor. Milletimiz bizden kendisi ve evlatları için güzel bir gelecek inşa etmemizi bekliyor. Bu beklentilere cevap verebilmek için öncelikle önümüzdeki sıkıntıları aşmamız şart." diye konuştu.  

"BİZE VERİLEN DESTEĞİN KARŞILIĞINI SUNMAKLA MÜKELLEFİZ" 

Bugün Türkiye'nin önünde ekonomiden dış politikaya, güvenlikten istihdama kadar çözüm bekleyen pek çok ciddi sorun bulunduğuna işaret eden Erdoğan, şöyle konuştu:

"Türkiye, yaşadığı bunca sıkıntıya rağmen hamdolsun dimdik ayaktadır. Bu güçlü duruşu AK Parti olarak son 17 yılda ülkemizi ekonomide ve demokraside ulaştırdığımız yüksek seviye sayesinde gösterebiliyoruz. Bu gerçeği milletimiz de bildiği için seçimlerde yüzde 50'nin üzerinde destekle yanımızda yer almaya devam ediyor. Ama unutmayalım ki bu sonsuz, hudutsuz, hesapsız bir kredi değildir. Bize verilen desteğin karşılığını hizmet olarak, icraat olarak sunmakla mükellefiz. Hep birlikte tüm birikimimizi, enerjimizi, vaktimizi, gayretimizi ortaya koyarak bir an önce milletimizin önüne somut başarılarla çıkmalıyız. İnşallah önümüzdeki dönem her alanda Türkiye'yi büyüttüğümüz, güçlendirdiğimiz, ileriye taşıdığımız bir dönem olacaktır. Biz bugüne kadar milletimize hep gelişme vadettik, büyüme vadettik, zenginlik vadettik, huzur vadettik, istikrar vadettik, aydınlık bir gelecek vadettik ve bunu da yaptık." 

"HER İKİ YERDE DE BİZ KAZANDIK"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 31 Mart seçimleriyle ilgili yaptığı bir konuşmada, "Bu seçimlerin galibi yine biziz." dediğini anımsatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Aynı şeyi yeni söylüyorum, Ankara'da da İstanbul'da da yanılmayalım biz kaybetmedik, her iki yerde de biz kazandık. Şunu söyleyebilirsiniz 'Ama Başkanım neye göre bunu söylüyorsun.' Bizler buralarda sadece bir vizyon noktasında, vitrin noktasında her iki ilde bir kayba uğradık ama ilçeler bazında baktığımızda ilçelerin kahir ekseriyetini biz aldık mı? Her ikisinde de aldık. Meclislerde, ki burası karar alma yeri, buralarda kahir ekseriyet her ikisinde de İstanbul'da da Ankara'da da bizde mi? Bizde. Komisyonlar da hepsi de biz de mi? Bizde. Bu belediyelerin zaten çalışmasının şekli nedir? Buralardır. Başkanın buralardaki hareket kabiliyeti Meclistir, komisyonlardır. Çünkü atacağı adımlar buralarla bağlantılı. Buralarla gerekli olan desteği sağlayamadığı sürece istediği gibi adım atamaz.

Şunu söyleyeceksiniz o zaman. 'Çıkar millete der ki beni çalıştırmıyorlar'. E ne yapacak? Sen doğru bir iş yaparsan seni çalıştırır, sen doğru bir iş yapmadığın zaman tabii ki seni çalıştırmayacak. Bu işin aslı bu. Biz şu anda kalkıp da bunu diyebilir miyiz 'ya biz işte anayasa değişikliği yapmak istiyoruz ama CHP bizi engelliyor' diyebilir miyiz? Diyemeyiz, niye? Zaten onun görevi seni çalıştırmamak. Hele hele CHP zihniyetinin görevi tarih boyunca hep böyle olmuştur, beyaza siyah, siyaha beyaz demiştir. Ama biz doğru olan olduğu zaman destekleriz ama bunların doğru, böyle bir şeyi yapma kabiliyeti yok ki geçmişleri onların böyle. Şimdi bizim vaatlerimiz yine aynı, hiçbir şeyin ve hiç kimsenin milletimize verdiğimiz sözleri yerine getirmemizin önüne geçmesine müsaade etmeyeceğiz. Rabbimiz izin, milletimiz destek verdiği sürece son nefesimize kadar bu kutlu yolda mücadeleyi sürdüreceğiz." 

"DAHA NEYİ ANLATAYIM, NEYİ ANLATALIM?"

Türkiye'nin son dönemde yaşadığı sıkıntılarının hiçbirinin tesadüfi değil, hepsinin birbiriyle bağlantılı olduğunu belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Her şeyi çok açık, her yerde konuşma noktasında böyle bir lüksümüz yok. Dar kapsamlı konuştuklarımız var, buralarda konuştuklarımız var. Bunları da bu şekilde özellikle ifade etmek istiyorum. Şimdi terör örgütlerinin arkasında neler var bunu söylememe zaten gerek bile yok. İşte Suriye'nin kuzeyinde YPG'ye, PYD'ye, PKK'nın bunlar uzantıları değil mi? Bunlara en büyük desteği veren kim? Bizim stratejik ortağımız. On binlerce tırlarla buraya silah, mühimmat, her şeyi gönderdiler mi? Gönderdiler, daha neyi anlatayım, neyi anlatalım? Şu anda da bunların Türkiye'deki tek hedefleri nedir biliyor musunuz? 'Acaba AK Parti'yi biz iktidardan nasıl indirebiliriz' dertleri bu. Ama indiremeyecekler, buna güçleri yetmez. 

İşte bunun için bu ekibin çok iyi çalışması lazım. Bizim gayretimiz çok önemli. 'Ya işte onlar, uğraşılır mı, şöyle güçlü bir ülke, böyle güçlü bir ülke.' Arkadaşlar, hepsi doğrudur ama unutmayın, hep söylüyorum 'La galibe illallah.' Asıl güç burada, yeter ki biz dik duralım, inanarak, azmederek işlerimizi yapalım ve önümüzün kapalı olduğunu zannettiğimiz yerde nasıl açıldığını göreceksiniz. Şu ana kadar böyle oldu. İşte terör örgütlerine verilen destekle toplumumuzda huzursuzluk çıkarma çabaları aynı projenin ürünüdür."

Bu yılın başından şu ana kadar 2 bin teröristin etkisiz hale getirildiğini bildiren Erdoğan, teröristlerin kaçacak delik aradıklarını söyledi. Erdoğan, şöyle devam etti:

"Ama biz terörle bu mücadeleyi verirken daha önce yine silahlı kuvvetlerin içerisinden gelmiş olan birileri de o sorumluluk mevkisinde olan birileri de bakıyorsunuz bu ülkedeki o milli ve yerli olmaktan uzak yapılarla oralara kendilerine göre sufle ediyorlar, bazı kendilerine göre bilgileri ve yapılan işlerin yanlış olduğuna varıncaya kadar. Öbür tarafta bakıyorsunuz şu anda yeni askerlik yasasıyla ilgili kendilerine göre bazı şeyleri söyleyip duruyorlar, yazıyorlar, çiziyorlar vesaire. Siz korkaksınız, korkak. Hiçbir zaman siz bu milletin askerinin şanına yakışır komuta kademesi olmadınız, olamadınız. Onların da üzerine gitmediniz, gidemediniz. Biz onlarla da çalıştık. Neler yaptıklarını gayet iyi biliyoruz. Ve şimdi sivil hayata döndükten sonra sağda solda yazıyorlar, çiziyorlar, çeşitli yerlere de çeşitli bilgiler kendilerine göre sızdırıyorlar. Biz abdestimiz var, onun için yaptığımıza da eminiz ve emin olarak da yolumuza devam ediyoruz."

DOĞU AKDENİZ'DEKİ HİDROKARBON ARAMA FAALİYETLERİ

Suriye meselesi, S-400 ve F-35 krizlerinden bunları ayrı düşünmemek gerektiğini ifade eden Erdoğan, Doğu Akdeniz'deki hidrokarbon arama faaliyetleriyle ilgili gerilimin Türkiye'ye yönelik ekonomik tuzaklardan ayrı görülemeyeceğini dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Şu anda hidrokarbon arama olaylarında 4 tane gemiye sahip olduk. Bizde bundan önce böyle bir şey yoktu. Ama şimdi bizde hem arama hem sondaj 4 tane gemi kendimize ait. Bunlarla biz buralarda bu çalışmayı şimdi yürütüyoruz. Tarihimiz boyunca böyle bir şeye sahip değildik, yoktu ama şimdi var. Ve çalışmalarımızı Deniz Kuvvetlerimizin refakatinde bütün oradaki güvenliği her şeyi sağlamak suretiyle yürütüyoruz. İnşallah bir yerden çıkacak. Çıktığı anda da bizim Kuzey Kıbrıs'taki Türklerin oradaki haklarını, hukukunu da biz uluslararası deniz hukukuna dayalı olarak koruyacağız. Kimse de bize 'Niye bunu şöyle yaptınız, bunu böyle yaptınız?' diyemez. Adama sorarlar 'Senin burada ne işin var?' Biz garantör ülkeyiz. Garantör ülke olarak da biz oradaki bütün münhasır ekonomik bölgelerde haklarımız nelerse bu hakları sonuna kadar koruyacağız ve oradaki Türk kardeşlerimizin haklarını da kimseye yedirtmeyeceğiz, kusura bakmasınlar."

S-400 SAVUNMA SİSTEMLERİ

Bazı hususları gayet açık ve net şekilde altını çizerek tekrarlamakta fayda gördüğünü belirten Erdoğan, şöyle konuştu:

"Bir, Türkiye S-400 savunma sistemlerini, bakınız alacaktır demiyorum, almıştır. Biz bu işi bitirdik. İnşallah önümüzdeki ay da bu sistemin ülkemize teslimi yapılacaktır. Bu sistem bir taarruz sistemi değildir, bir savunma sistemidir. Ben ülkemi savunmak için gerekli tedbirleri almayacak mıyım, bunun için birilerine mi soracağım? Tabii ki biz burada böyle bir savunma sistemi için Amerika'dan istedik mi, istedik. Sen verdin mi, vermedin. Ne dedin? 'Kongre müsaade etmiyor'. Değerli arkadaşlar sayın Obama döneminden itibaren biz bu çalışmayı başlattık. Bize hep söyledikleri 'Kongre müsaade etmedi'. Kongre müsaade etmediyse biz de başımızın çaresine bakacağız. Ve ardından S-400 gündeme geldi. Gayet uygun fiyatlarla ve üstelik bir de uygun fiyatlarla olmanın yanında ortak üretime de geçebilme imkanlarını, onun sözünü de almak suretiyle biz sözleşmemizi imzaladık. Şimdi inşallah kısa zamanda da geliyor. Bu konuda bizimle iş birliği yapmak isteyen herkese kapımız açık. Biz buna rağmen sayın Trump'a da 'Eğer siz de bize bu şartlarda verecekseniz, biz sizlerden de Patriot alırız.' dedik. Onu da söyledik ama onlar bize kalkıp da buna benzer şartları ileri sürerek 'evet' diyemediler."

F-35 PROJESİ

İkinci olarak Türkiye'nin F-35 uçaklarının sadece müşterisi değil, aynı zamanda üretim ortağı olduğunun altını çizen Erdoğan, "Bugüne kadar bir milyar 250 milyon dolar biz ödeme yaptık. F-35 projesinden hiçbir akılcı ve haklı dayanağı olmayan gerekçelerle dışlanmamızın hesabını tüm platformlarda soracağız. Şu anda yine arkadaşlarıma gerekli görevi verdim. Onlar da muhataplarıyla görüşmeleri yapıyorlar. Görüşmelerden sonra da gerekirse Başkan sayın Trump ile zaten ay sonu Japonya'da bir arada olacağız, orada zaten kendileriyle ayrıca görüşmemiz var. Orada da bu konuları inşallah karşılıklı görüşeceğiz ama biz tabii oraya gitmeden burada bu işi telefonlarla bir defa görüşelim, işi geldiği şu safhadan başladığımız noktaya geri çevirelim istiyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

"TÜM SEÇENEKLER MASAMIZDA OLMAYA DEVAM EDECEKTİR"

Üçüncü olarak, Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin ve Kıbrıs Türklerinin hakkını, hukukunu, çıkarlarını gözetmeyen hiçbir adımın atılmasına izin vermeyeceklerini vurgulayan Erdoğan, "Bu konuda tüm seçenekler masamızda olmaya devam edecektir." dedi.

Erdoğan, altını çizmek istediği dördüncü hususla ilgili, "Suriye'de sınırlarımız boyunca oluşturulmaya çalışılan terör koridorunu Cerablus-Afrin hattında Kuzey Irak sahasında nasıl kırdıysak Fırat'ın doğusunda da aynı şekilde paramparça edeceğiz. Hep söylediğimiz gibi bir gece ansızın gelebiliriz." ifadelerini kullandı. 

"TÜRKİYE'YE EKONOMİK TUZAKLARLA DİZ ÇÖKTÜRECEKLERİNİ SANANLAR BU MİLLETİ HİÇ TANIMAMIŞ"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının devamında şunları kaydetti:

"Beş; Türkiye'ye ekonomik tuzaklarla diz çöktüreceklerini sananlar, açık konuşuyorum, bu milleti hiç tanımamış, hiç tanımamış demektir. Biz gerektiğinde 'Kan kusup, kızılcık şerbeti içtik.' diyen, gerektiğinde istiklali için canını ve malını ortaya koymaktan çekinmeyen bir milletin ta kendisiyiz. Bugün ayağımıza vurulmaya çalışılan ekonomik prangaları da inşallah en kısa sürede parçalayıp atacağız.

Altı; siyasi istikrarsızlık oluşturmak için çevrilen numaraların hepsinin de farkındayız ve bu tuzağa asla düşmeyeceğiz. Gerilim siyasetine asla tevessül etmeyecek, demokrasiden, milli iradenin üstünlüğünden taviz vermeden bu uzun ve ince yolu kat edeceğiz. Israrla ifade ettiğimiz gibi bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız. 

Hepsi de gayet açık olan bu mesajların muhataplarımız tarafından doğru şekilde anlaşılacağını ümit ediyorum. Bununla birlikte siyasi ve askeri bunca meselesinin alışılmış müttefiklik ilişkilerine, diplomatik teamüllere, karşılıklı çıkar ilişkilerine rağmen üst üste bindirilmesinin bilinçli bir politika olduğunu da biliyoruz. Açık konuşmak gerekirse, Türkiye bir yandan son bir asırdaki en büyük atılımlarını gerçekleştirirken diğer yandan da yine aynı dönemdeki en büyük çok yönlü kuşatmayla karşı karşıyadır. Allah'ın izniyle milletimizle kol kola, gönül gönüle vererek tüm bu meselelerin üstesinden gelebilecek güce, iradeye, kararlılığa sahibiz. Bunun için en önemli şart, AK Parti'nin kendi içinde sağlam durması, milletimizle olan gönül bağını güçlü tutması, hedeflerinden sapma göstermemesidir."

 

  YORUMLAR

0 Yorum YORUM YAP
Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.
  FACEBOOK YORUM
Yorum
YUKARI