24-04-2019 13:25:00

Cumhurbaşkanımız Erdoğan, Arşivlerimizin Gelişimi Sempozyumu'na katıldı

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde Arşivlerimizin Gelişimi, Vizyonu ve Tarih Araştırmalarına Katkısı Sempozyumu'na katıldı.
Cumhurbaşkanımız Erdoğan, Arşivlerimizin Gelişimi Sempozyumu'na katıldı

Sempozyumun kurumlar ve Türkiye için hayırlı olmasını dileyen Erdoğan, arşivciliğin ve tarih araştırmalarının gelişmesine katkıda bulunan herkesi şükranla andığını söyledi. Erdoğan, geçmişten bugüne ve geleceğe kurulan köprüler olarak gördüğü arşivlerin korunması, tasnifi, değerlendirilmesi sürecinde görev alanlara teşekkür etti. 

Yeni yönetim sisteminde Devlet Arşivleri Başkanlığının doğrudan Cumhurbaşkanlığına bağlandığını anımsatan Erdoğan, bu durumun kamunun belge yönetimiyle arşiv birikimine verdikleri önemin bir işareti olduğunu dile getirdi.

Arşivi "milletin ve devletin hafızası" olarak tanımlayan Erdoğan, "Hafızası olmayan milletler nereden geldiklerini, bugün nerede durduklarını ve nereye gideceklerini bilemezler. Güçlü bir arşiv geleneği aynı zamanda güçlü bir devlet geçmişinin ifadesidir. Biz her fırsatta 2 bin 200 yılı aşkın devlet geleneğine, coğrafyamızda da bin yıllık geçmişe sahip olduğumuzu ısrarla söylüyoruz. İşte bu devlet geleneğimizin ve yaşadığımız topraklardaki geçmişimizin en büyük dayanağı tarih çalışmalarıyla zengin arşiv birikimimizdir. Hep yanarım, Süleymaniye'deki o kütüphanelerimizin haline, oradaki arşivlerin haline. Oralar neydi ve işte bizi Kağıthane'deki bu yeni yerin, bu güçlü yerin yapımına da özellikle o itmiştir." diye konuştu.

Osmanlı'nın dünyada en iyi kayıt tutan ve bunu muhafaza eden devletlerin başında geldiğine vurgu yapan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Başkentteki merkezi yönetimin tüm kayıtları zaten muntazaman tutulmuştur. Bunun yanında devletin her köşesindeki her bir hanenin ne kadar toprağı, hayvanı bulunduğundan mahkeme kayıtlarına kadar tüm belgeler titiz bir şekilde tutulmuş ve arşivlenmiştir. Bugüne kadar Osmanlı arşivlerinde yürütülen çalışmalarla 31 milyon belge ve 275 bin defter tasnif edilmiştir. Cumhuriyet arşivinde bulunan 40 milyon belgenin dörtte biri ile 117 bin defterin dörtte üçü tasnif edilmiş durumdadır. Cumhuriyet döneminde özellikle de ilk yıllarda maalesef bu hazinenin kıymeti bilinememiş, önemli bir kısmı heba edilmiştir. Başbakanlığımız döneminde hayata geçirdiğimiz dijitalleşme projeleriyle devlet belgelerinin önemli bölümünün bilgisayar ortamında güvence altına alınabilmesini sağladık. Osmanlı arşivindeki 33,5 milyon belge ve 8 milyon defter görüntüsü, Cumhuriyet arşivinde ise 19 milyon belge ve 2 milyon defter görüntüsü dijitalleşmiştir. Aynı şekilde belgelerin restorasyonu konusunda da çok önemli adımlar atılmıştır."

"BAŞLI BAŞINA UZMANLIK HALİNE GELDİ"

Bu konunun başlı başına bir uzmanlık haline geldiğini ifade eden Erdoğan, "İnşallah şimdi Rami Kışlası'nı da biliyorsunuz biz İstanbul'da hem kütüphane, kütüphaneyle birlikte yanında da bu tür çalışmaların yapılabileceği gerek hat gerekse bu tür restorasyon çalışmalarının yapılacağı birimleri de orada ayrıca kuracağız. Şu anda inşaat süratle devam ediyor. Malum Ankara'da 5 milyon ciltlik bir kütüphanemiz bitmek üzere ve bu kütüphanemiz 24 saat hizmet verecek. İstanbul'da da 6 milyon ciltlik bir kütüphane ile Rami Kışlası'nı kütüphane haline getirip Türkiye'nin en büyüğü haline getireceğiz."

Mevcut arşivin korunması yanında devlet belgelerinin nasıl muhafaza ve tasnif edileceği konusunda da ciddi sıkıntılar yaşandığını, Devlet Arşivleri Başkanlığını Cumhurbaşkanlığına bağlayarak bu alandaki tüm belirsizlikleri ortadan kaldırdıklarını dile getiren Erdoğan, arşivciliğin önünde artık yeni dönem açtıklarını ifade etti.

Meclis ve istihbarat dışındaki tüm kurumların arşivlerinin artık merkezi olarak yönetildiğini belirten Erdoğan, "İnşallah bundan sonra devlet belgelerimizi ecdadımızın hassasiyetinde koruyacak ve değerlendireceğiz." dedi.

Cumhuriyet kurulduktan sonra tek parti döneminde milletin geçmişiyle bağlarının kopartılmasına yönelik fevkalade yanlış bir politika izlendiğini ifade eden Erdoğan, "Osmanlı'yı reddeden, Selçuklu'yu görmezden gelen, İslam medeniyetine tümden düşman kesilen, Türk tarihini daracık bir kovuğa hapsetmek isteyen kısır bir anlayış türetilmiştir. Yeni nesillerin kafasında sanki milletimizin tarihi 1919'da başlıyor, daha öncesi bize ait değil gibi bir yaklaşım nakşedilmeye çalışılmıştır. Evlatlarımız kendilerine okul kitaplarında anlatılan tarih ile babalarından, dedelerinden, çevrelerindeki arif ve alim büyüklerinden tevarüs ettikleri bilgiler arasında şaşırıp kalmışlardır." diye konuştu.

Milletin engin irfanıyla bu dayatmayı reddettiğini ve tarihine sahip çıktığını, buna rağmen yaşanan süreçte ortaya çıkan tahribatı küçümsemenin de mümkün olmadığını dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:

"Halbuki sadece toplantımızın konusu olan arşivcilik açısından baktığımızda dahi karşımızda eşsiz bir hazine durduğunu görüyoruz. Bilhassa Osmanlı arşivi öyle bir hazine ki sadece ülkemizin değil aynı zamanda 40'dan fazla devletin geçmişini içinde barındırıyor. Bir başka ifadeyle Türkiye, arşivlerinde kendisiyle birlikte dev bir coğrafyanın hafızasını saklıyor. Bugün bölgemizdeki pek çok uluslararası sorunun çözümünün Osmanlı arşivlerinde aranması boşuna değildir.

Bölgemizdeki kimi ülkeler ve örgütler hem haydutlukla, zorla, baskıyla, hileyle demografiyi değiştiriyor hem de buna hukuki kılıflar uydurmaya çalışıyor. Bunlara diyoruz ki bizim arşivlerimizdeki kayıtlar bu bölgelerin gerçek sahiplerini tüm açıklığıyla ortaya koymaktadır. Coğrafyada adalet yeniden tesis edildiğinde elimizdeki arşiv belgelerinin yardımıyla inşallah hak yerini bulacaktır.

Tabii bunun için arşiv araştırmacılığına özel önem vermemiz gerekiyor. Osmanlı arşivlerinde çalışmak için öncelikle mali kayıtlarda kullanılan siyakat yazısı ve rakamları bilmek şarttır. Bunun yanında Budin'den Yemen'e kadar uzanan geniş coğrafyadaki mahalli kelimelere, yer isimlerine, kavramlara hakim olunmalıdır. Babıali evrak odasının muhaberat ve numaralama sistemini bilmeden arşiv belgelerinin içinden çıkmak mümkün değildir. Osmanlı Türkçesinin başlangıç seviyesinden arşiv uzmanlığına kadar her düzeyde öğrenilmesini işte bunun için teşvik ediyoruz."

  FACEBOOK YORUM
Yorum

  Diğer Haberler

YUKARI